Categorías
Health & Fitness::Medicine

Bel Ağrısı Nedenleri ve Tedavisi

Bel Ağrısı Nedenleri ve Tedavisi

En son güncellendiği tarih: 5 gün önce

Bel Ağrısı Nedenleri ve Tedavisi

Bel ağrısı, baş ağrısından sonra en sık rastlanan, oldukça rahatsız edici ve günlük yaşam üzerinde olumsuz etkileri olan bir ağrı çeşididir. Duruş bozuklukları, uzun süre hareketsiz oturma, kas zedelenmeleri gibi çeşitli bel ağrısı nedenleri mevcuttur. Bunların yanı sıra daha ciddi rahatsızlıkların habercisi olan bel ağrısı için kişilerin sıklıkla uzman hekimlere başvurdukları bilinmektedir. Bel ağrısı tedavisi, doğru tanı yöntemleri ve şikayetlerin detaylı bir şekilde ele alınarak değerlendirilmesi neticesinde verimli sonuçlar verir ve hastalar eski yaşam konforuna ulaşabilirler.

Yetişkin bireylerde hareket kısıtlamalarına sebep olduğu için bir çok aktivitenin yerine getirilmesini etkileyerek oldukça rahatsızlık verici boyutlara ulaşabilir. Genellikle basit sebeplerden ortaya çıkan bel ağrıları evde gerçekleştirilecek uygulamalar ile kısa sürede geçebilir. Ancak tedavi edilmesi gereken bel ağrısı şikayetleri önemsenmediği taktirde ilerleyerek daha ciddi boyutlara ulaşabilir.

Bel Ağrısının Nedenleri

Bel ağrısı, belin zorlaması sonucu, bu bölgedeki kas veya tendonların zarar görmesi ve buna bağlı olarak bel bölgesindeki gerilmeden dolayı ağrı hissi şeklinde ortaya çıkabilir. Belin zorlanması durumu bel ağrısının en sık karşılaşılan sebepleri arasındadır. Bu zorlanmanın daha ileri aşamalarında bel bölgesindeki dokularda yırtılmalar meydana gelebildiği de gözlemlenmiştir.

Bel ağrısı nedenleri değerlendirildiğinde, bel bölgesindeki sinirlerin herhangi bir travma ya da baskıya maruz kalması neticesinde disk hastalığının meydana gelmesi, zona hastalığına bağlı olarak sinir uçlarında iltihap gelişmesi, kemiklerde meydana gelen problemlerin de bu ağrılara neden olduğu bilinmektedir. Bel ağrısı tedavisi için uygulanan yöntemler de bu hastalıkların varlığına göre çeşitlilik göstermektedir.

Bel bölgesindeki disklerin tahrişi olarak açıklanan lomber radikülopati, diskin zarar görmesi ile birlikte belde ağrı ile kendini belli etmektedir. Ayrıca bel omurlarındaki bozukluklar, bu omurların yer değiştirmesi veya genişlemesi gibi durumlarda da bel ağrısıkaçınılmazdır. Bu gibi durumlar dışında doğuştan olan şekil bozukları da bel ağrısı nedenleri arasında en çok karşılaşılan durumdur. Özellikle skolyoz ve spina bifida doğumsal kusurların en bilinenleri ve bel ve sırt ağrısına sebep olan rahatsızlıklardır. Bel ve kalça eklemlerinde iltihap oluşumu şeklinde açıklanan artrit de bel ağrısı şikayetlerinin gelişmesine sebep olmaktadır. Artrit hastalığının çeşitli şekillerde gelişebildiği bilinmektedir.

Ağrıların oluşumunda öncelikli olarak bel fıtığı akla gelse de, hastaların az bir kısmında bel ağrısı nedenleri bel fıtığı varlığını göstermektedir. Bel fıtığı durumunda genellikle şiddetli bel ağrısının yanında batma veya yanma hissi de söz konusudur. Öne doğru eğilme veya bir yöne doğru dönme esnasında ağrı bağlayabilir veya mevcut ağrı şiddetlenebilir. Ayrıca belde kitlenme, oturmakta ve yürümekte zorlanmalar da gelişebilir.

Bu durumlar dışında mide ve bağırsak problemlerinin bel bölgesine yansıması, geçirilen cerrahi operasyonlar, bel bölgesindeki kireçlenme, bel fıtığı, omurgada gelişen ya da başka organların metastazı şeklinde yayılan kanser hastalıkları da bel ağrısı nedenleriarasında sayılabilir. Bu nedenlerin uzman bir hekim tarafından ele alınması, doğru yöntemler ile tanı konulması ve bel ağrısı tedavisi gerçekleştirilecek ise ve başka hastalıklardan kaynaklanan bir ağrı mevcutsa mutlaka diğer branş hekimleri ile birlikte hareket edilmelidir.

Bel Ağrısının Tanı ve Tedavi Yöntemleri

Bel ağrısı doğru şekilde değerlendirildiğinde, altında yatan ciddi bir rahatsızlık bulunmaması durumunda egzersiz ve birtakım ağrı kesici ilaçlar veya kremler yardımı ile geçmesi mümkün olacaktır. Uzun süre geçmeyen ağrıların beraberinde hareket kısıtlamalarına ve acı hissedilmesine de yol açması durumunda mutlaka bel ağrısı nedenleri uzman bir hekim tarafından incelenmelidir. Önemsenmeyen bel ağrıları ilerleme durumunda çok daha önemli problemlere yol açabileceği için vakit kaybetmeden hekime başvurmak, bel ağrısı tedavisi için olumlu sonuçlar almaya yardımcı olacaktır.

Uzman fizik tedavi ve rehabilitasyon hekiminin gerçekleştirdiği fiziki muayene ve hastanın şikayetleri hakkında bilgi toplamasının ardından, bel ağrısı nedenleri doğru olarak tespit edilmesi amacı ile MR, röntgen, BT, EMG ve CT gibi farklı görüntüleme yöntemleri kullanılır. Teşhisin netleşmesi neticesinde bel ağrısı tedavisi için uygun bir yöntem seçilir.

Bel ağrısından kurtulmak için uzman hekimin belirlemiş olduğu bel ağrısı tedavisi vakit kaybetmeden başlatılmalıdır. Akupunktur yöntemi ile bel ağrısının hafiflediği bilinmektedir. Bu uygulamada ince ve steril ince iğneler ağrılı bölgeye batırılarak buradaki enerjinin serbest bırakılması sağlanır. Omurgada meydana gelen sorunlarda, omurga hizalamasının düzeltilerek ağrının ortadan kaldırılması amacıyla el ile gerçekleştirilen spinal manipülasyon da etkili yöntemlerden biridir.

Kasların gevşetilmesi ve ağrıyan bölgedeki hassasiyeti azaltmaya yönelik fizyoterapist tarafından gerçekleştirilen masajlar da bel ağrısı tedavisi olarak kullanılmaktadır. Son yıllarda uygulanan PRP yöntemi ile kişinin kendi kanından elde edilen trombosit ağrılı bölgeye enjekte edilerek uygulanır. If you adored this article and you also would like to be given more info pertaining to tumor brain child kindly visit the web-site. Özellikle disk problemi olan hastalarda bu yöntem ile oldukça iyi sonuçlar alındığı bilinmektedir. Ayrıca proloterapi dekstroz veya başka bir zarar verici maddenin enjekte edilmesi ile birlikte o vücudun savunma mekanizmasını harekete geçirerek, o bölgenin iyileşmesinin sağlanması da etkili sonuç veren yöntemlerdendir.

Daha ciddi hastalıklardan kaynaklanan bel ağrılarının mutlaka diğer branş doktorları ile birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Herhangi bir mide bağırsak problemi, bir kanser öyküsü söz konusu ise öncelikli olarak bu rahatsızlıkların tedavisine yönelik çalışmalar gerçekleştirilmelidir. Bunlara rağmen bel ağrısı şikayetleri devam ediyorsa, bu durumda ağrıların giderimine yönelik uygun tedavi yöntemlerinin seçimi yapılır. Doğru tedavi yönteminin seçimi ve sıralaması oldukça önemlidir, aksi halde basit bir rahatsızlık bile çok ciddi boyutlara ulaşabilir.

Categorías
Health & Fitness::Medicine

Keuntungan Bermain Judi Slot Online Deposit Termurah

Permainan judi casino online sesungguhnya merupakan salah satu permainan judi yang paling banyak di sukai oleh para pemain judi di seluruh dunia. Permainan judi casino terdapat banyak sekali style permainan judi yang bisa dimainkan dengan segala keseruan dan juga hadiah bonus yang snagat besar. Para pemain judi online sebetulnya udah tidak asing kembali dengan beragam permainan judi casino online, banyak sekali keuntugan yang sanggup didapatkan oleh para pemain judi online dari permainan judi casino online tersebut. Dengan besarnya taruhan yang dilaksanakan sebanding dengan banyaknya keuntugan yang dapat di dapatkan oleh para pemain judi online ini. Permainan judi casino online memang sangatlah banyak jenis permainannya, blackjack adalah salah satu permainan judi yang biasa termasuk sangat banyak dimainkan oleh para pemain judi online. Selain permainan judi blackjack, permainan judi casino online yang paling kondang dengan banyaknya hasil dan bonus yang benar-benar besar kalau anda sanggup menguasai permainan judi online slot tersebut. Bahkan tidak jarang didalam permainan slot online ini anda bisa mendapatkan bonus yang dilipatgandakan dalam setiap permainannya.

Anda sebaiknya tidak pernah untuk bermain pada mesin slot online yang dimainkan oleh banyak pemain pada pas yang bersamaan. Karena alogatrima yang di pakai oleh mesin slot online selanjutnya termasuk beralih secara bersamaan yang membuat kesempatan untuk menang tambah kecil. Sebaiknya anda bermain bersama dengan mesin slot online yang jarang dimainkan oleh pemain lain. Saat anda mendambakan bermain judi slot online android maka sebaiknya anda tidak untuk coba bermain pada kala yang sedang ramai bersama para pemain lain. Hal ini sebab peluang untuk menang makin lama kecil terkecuali jumlah pemain yang bermain terlalu banyak. Sebaiknya anda bermain pada sementara yang sepi saja.

Bila menang anda bakal terima bayaran berasal dari taruhan yang dipasang. dan langkah memainkannya di awali dari penentuan jumlah payline dan taruhan. Setelah taruhan di pasang, anda tinggal menghimpit tombol putar yang harus diperhatikan kala bermain Slot Joker123 games adalah permainan Game Slot mempunyai banyak variasi, yakni Slot 3rol, Slot Klasik 3D, Slot 5rol, serta Slot Klasik 5D. Karena permainan ini memerlukan pas yang lumayan lama, Maka sebaiknya kamu membagi saat permainan ke di dalam beberapa sesi. tujuannya adalah untuk hindari kekalahan.

Karena kamu merasa bahagia maka kamu pun akan mudah dalam memainkannya, sebab kamu takka mulai bingung untuk langkah yang akan kamu ambi. Adapun didalam bermain judi slot ini adalah anda bakal gunakan sebuah mesin judi, sehingga pejudi hanya dapat mengandalkan sebuah keberuntungan di dalam memainkannya. Perlu kamu memahami bahwa permainan ini ditemukan untuk pertamakalinya adalah terhadap th. 1887 yang ditemukan di California yakni di Amerika. Bahwa permainan ini awalannya adalah ditemukan oleh seorang bernama Charles Fey.

Permainan judi slot online memang udah dikenal bersama dengan sangat baik oleh para pemain judi casino bahkan sejak pertama kali diperkenalkan hingga sekarang peminat permainan judi mesin slot sesungguhnya tidak pernah turun. Peminat permainan judi mesin slot berasla berasal dari beraneka kalangan umur dari remaja hingga orang tua, baik itu orang-orang yang sebenarnya menjadikan permainan judi mesin slot sebagai sarana untuk meraih keuntungan yang besar ataupun orang-orang yang cuma bermain permainan judi mesin slot sebagai semata-mata hiburan atau pun hobi saja. Bahkan selagi ini permainan judi mesin slot telah sanggup dimainkan secara online bersama gunakan teknologi yang sangat canggih yang terlalu memudahkan siapa saja untuk mengaksesnya dimanapun dan kapanpun yang kamu mengidamkan tanpa mesti repot-repot untuk pergi ke casino.

Maka dengan jalankan permainan ini bakal terlalu menyenangkan dan terhitung menegangkan sebab benar-benar tergantung pada keberuntungan yang anda dapatkan. Cara menjalankan permainan seru ini pun adalah dengan mengfungsikan gadget dan anda bakal berhadapan terhadap fitur canggih. Anda akan bermain dengan perhitungan yang tepat supaya bisa ditentukan dengan adalah RNG atau Random Number Generation atau pembuat angka acak.

Hal ini terhitung berlaku pada permainan judi online slot yang mana pernah juga di sukai dan dimainkan oleh para bettor terhadap casino darat. Sekarang dengan mudahnya bisa bermain permainan slot ini secara online menyebabkan banyak bettor yang lebih memilih untuk bermain slot secara online. Lalu apa alasan para bettor lebih suka bermain taruhan pada slot online? Berikut adalah beberapa alasan yang perlu untuk anda ketahui.

Permainan judi slot online android merupakan permainan judi yang benar-benar tenar sejak pernah lebih-lebih sampai sekarang ini. Bahkan saat ini anda telah mampu untuk bermain permainan judi slot ini secara online dimanapun dan kapanpun yang kamu mengidamkan tanpa perlu repot-repot untuk pergi ke casino. Apabila anda mencoba untuk bermain permainan judi slot ini secara online punyai kelebihan dan kekurangannya tersendiri. Kelebihannya adalah sangat memudahkan kita untuk bermain permainan judi slot secara online dimanapun dan kapanpun yang kamu inginkan. Tetapi bermain slot online mempunyai kekurangan juga, kekurangannay adalah banyaknya Situs Judi Slot Online Resmi-situs judi online yang memakai bot untuk menyita keuntungan berasal dari pemain game slot online ini.

Categorías
Health & Fitness::Medicine

купить семена марихуаны

Конопляные семена – самое здоровое и наиболее полноценное довольствие для организма людей», – говорил Будда. Конопляные семечки содержат идеальное аналогия ненасыщенных жирных кислот, редких белков, витаминов и минералов. Защищают сердце и кровеносную систему, поддерживает естественные защитные силы организма. Мы выбрали самое высокое род сайт семян конопли конопли – очищенных и неочищенных, которые выращивают в Европе.

Разве вы решили приобрести семена каннабиса. И возникает логичный проблема, где же их купить? Ведь, это не тот товар, какой можно найти в ближайшем супермаркете. Всё крайне простой, ради покупки семечек понадобится лишь подключение к интернету и конечно же, бумажка чтобы оплаты покупки.

Для просторах интернета существует огромное цифра семенных магазинов, только каким из них дозволительно доверять? В каких наилучшее соотношение цены и качества? А может лежать лакомиться магазины, которые осуществляют обратную сцепление с клиентами посредствам онлайн-чатов и предоставляют приятные бонусы?

Мысль создания производства здоровой еды возникла из-за того, который в наше период недостаточно кто знает вкус конопляных продуктов питания, которые всего несколько веков вспять составляли львиную долю рациона людей во многих странах мира. Наша мишень – книга простых в употреблении, экологически чистых, а также основанных для натуральных растительных ингредиентах продуктов питания высокого качества сообразно доступным ценам. Наше алчность, воеже во всём мире здоровых и состоявшихся людей с каждым днём становилось всё больше, а добротность жизни данных людей повышалось.

Наша продукция ради всех, кто заботится о своём здоровье и любит вкусно есть. Мы ужасно тщательно относимся к составу продукции, которую предлагаем Вам, поэтому у нас вы найдёте единственно натуральные продукты питания. Часть продукции происходит для собственных мощностях, ведь собственное производство – это наша и Ваша доверие в безопасности и качестве продукта, сообразно средствам обеспечения полного соблюдения технологических циклов и жёсткого контроля готовой продукции. Мы в полной мере разделяем Вашу заботу о своём здоровье и благополучии, следовательно готовы подтвердить закал каждого продукта соответствующими документами.

Летопись компании началась 8 лет назад. Именно тут на рынке в павильоне площадью 6 кв.м. мы начинали свои первые шаги по получению опыта в сфере отбора качественной продукции для своих клиентов, обработки и ухода ради растениями, сохранение урожая. Круг процесс был опробован и доводился предварительно совершенства для собственных приусадебных участках нашими сотрудниками.

Страсть к своей земле и старание помогли отобрать чтобы Вас лучшие сорта отечественной и зарубежной селекции, а также разработать подробную агротехнику чтобы ухода после вашим садом и огородом, какой радовал бы вас совершенно год.

Наша компания предлагает как качественный посадочный вещь, что проходит проверку для наличие заболеваний, отсутствия механических повреждений, а также имеет безвыездно необходимые сертификаты и подходят чтобы выращивания в рискованных климатических зонах («рискованное земледелие»).

Посадочный материя поставляется с закрытой корневой системой либо в контейнерах (горшках), либо в стрейчпленке с землей «TerraVita». В землю добавляется гидрогель чтобы длительного сохранения влаги (материк не пересыхает). Возраст саженцев – 2 года!!! Наша компания непрерывно отслеживает новые тенденции для рынке посадочных материалов, воеже предоставить Вам всего лучшие сорта мировой селекции.

Categorías
Health & Fitness::Medicine

производство столов и стульев из массива

распродажа современных столов стол современная классика композиция стол и стул

Categorías
Health & Fitness::Medicine

Beyin Tümörleri

Beyin Tümörleri

En son güncellendiği tarih: 5 gün önce

Beyin Tümörü Türleri

İntrakraniyal tümör olarak bilinen bir beyin tümörü, hücrelerin normal hücreleri kontrol eden mekanizmalar tarafından görünüşte kontrolsüz bir şekilde büyüdüğü ve kontrolsüz bir şekilde çoğaldığı anormal bir doku kütlesidir. 150’den fazla farklı beyin tümörü belgelenmiştir, ancak iki ana beyin tümörü grubu birincil ve metastatik olarak adlandırılır .

Birincil beyin tümörleri, beyin dokularından veya beynin yakın çevresinden kaynaklanan tümörleri içerir. Birincil tümörler, glial ( glial hücrelerden oluşan ) veya glial olmayan (sinirler, kan damarları ve bezler dahil beyin yapıları üzerinde veya içinde gelişen) ve iyi huylu veya kötü huylu olarak kategorize edilir .

Metastatik beyin tümörleri , vücudun başka yerlerinde (meme veya akciğerler gibi) ortaya çıkan ve genellikle kan dolaşımı yoluyla beyne göç eden tümörleri içerir. Metastatik tümörler kanser olarak kabul edilir ve kötü huyludur.

Beyindeki metastatik tümörler, kanserli dört hastadan yaklaşık birini veya yılda tahmini 150.000 kişiyi etkiler. Akciğer kanseri olan kişilerin yüzde 40’ına kadar metastatik beyin tümörleri gelişecektir. Geçmişte, bu tümörlerin teşhisi konan hastaların sonuçları, sadece birkaç haftalık tipik hayatta kalma oranları ile çok zayıftı. Yenilikçi cerrahi ve radyasyon yaklaşımlarına ek olarak daha sofistike teşhis araçları, hayatta kalma oranlarının yıllara kadar artmasına yardımcı olmuştur; ve ayrıca teşhisi takiben hastalar için daha iyi bir yaşam kalitesi sağlamıştır.

İyi Huylu Beyin Tümörü Türleri

Kordomalar , 50 ila 60 yaşları arasındaki insanlarda en yaygın olan iyi huylu, yavaş büyüyen tümörlerdir. En yaygın yerleri kafatasının tabanı ve omurganın alt kısmıdır. Bu tümörler iyi huylu olmalarına rağmen, komşu kemiği istila edebilir ve yakındaki nöral dokuya baskı uygulayabilir. If you liked this write-up and you would like to obtain a lot more information concerning beyin tümörü nedir kindly take a look at our own web page. Bunlar, tüm birincil beyin tümörlerinin yalnızca yüzde 0,2’sine katkıda bulunan nadir tümörlerdir.

Kraniofarenjiyomlar tipik olarak iyi huyludur, ancak beynin derinliklerinde kritik yapıların yakınında bulundukları için çıkarılması zor tümörlerdir. Genellikle hipofiz bezinin bir kısmından (vücuttaki birçok hormonu düzenleyen yapı) kaynaklanırlar, bu nedenle neredeyse tüm hastalar bir miktar hormon replasman tedavisine ihtiyaç duyacaktır.

Gangliositomalar , gangliomlar ve anaplastik gangliogliomalar ,esas olarak genç erişkinlerde ortaya çıkan, nispeten iyi diferansiye olan neoplastik sinir hücreleriniiçeren nadir tümörlerdir.

Glomus jugulare tümörleri en sık iyi huyludur ve tipik olarak juguler venin üst kısmında kafa tabanının hemen altında bulunur. Glomus tümörünün en yaygın şeklidirler. Bununla birlikte, glomus tümörleri genel olarak baş ve boyun neoplazmalarının yalnızca yüzde 0,6’sına katkıda bulunur.

Meningiomlar en yaygın benign intrakraniyal tümörlerdir ve tüm beyin neoplazmalarının yüzde 10 ila 15’ini oluşturur, ancak çok küçük bir yüzdesi maligndir. Bu tümörler, beyni ve omuriliği çevreleyen zar benzeri yapılar olan meninkslerden kaynaklanır.

Pineositomlar , epifiz hücrelerinden kaynaklanan , çoğunlukla yetişkinlerdeortaya çıkan genellikle iyi huylu lezyonlardır. Çoğunlukla iyi tanımlanmış, invazif olmayan, homojen ve yavaş büyüyenlerdir.

Hipofiz adenomları , gliomlar, menenjiyomlar ve schwannomlardan sonra en sık görülen intrakraniyal tümörlerdir. Hipofiz adenomlarının büyük çoğunluğu iyi huyludur ve oldukça yavaş büyür. Kötü huylu hipofiz tümörleri bile nadiren vücudun diğer bölgelerine yayılır. Adenomlar, hipofiz bezini etkileyen en yaygın hastalıktır. Çocuklarda da teşhis edilmelerine rağmen, genellikle 30’lu veya 40’lı yaşlarındaki insanları etkilerler. Bu tümörlerin çoğu başarıyla tedavi edilebilir.

Schwannomalar yetişkinlerde sık görülen iyi huylu beyin tümörleridir. Normalde sinir hücreleri için «elektriksel yalıtım» sağlayan hücrelerden oluşan sinirler boyunca ortaya çıkarlar. Schwannomalar genellikle normal sinirin geri kalanını istila etmek yerine geri alır. Akustik nöromalar , beyinden kulağa giden sekizinci kraniyal sinirden veya vestibüler koklear sinirden kaynaklanan en yaygın schwannomadır . Bu tümörler iyi huylu olmalarına rağmen, büyüyüp sinirler ve sonunda beyne baskı uygularlarsa ciddi komplikasyonlara ve hatta ölüme neden olabilirler. Diğer yerler arasında omurga ve daha nadiren uzuvlara giden sinirler bulunur.

Kötü Huylu Beyin Tümörü Türleri

Gliomalar , en yaygın yetişkin beyin tümörü türüdür ve kötü huylu beyin tümörlerinin yüzde 78’ini oluşturur. Glia adı verilen beynin destekleyici hücrelerinden doğarlar . Bu hücreler astrositlere , ependimal hücrelere ve oligodendroglial hücrelere (veya oligos)bölünmüştür. Glial tümörler şunları içerir:

Astrositomlar , tüm birincil beyin ve omurilik tümörlerinin yaklaşık yarısını oluşturan en yaygın gliomadır. Astrositomlar, beynin destek dokusunun bir parçası olan astrositler adı verilen yıldız şeklindeki glial hücrelerden gelişir. Beynin pek çok yerinde meydana gelebilirler, ancak en çok serebrumda meydana gelirler. Her yaştan insan astrositom geliştirebilir, ancak yetişkinlerde, özellikle orta yaşlı erkeklerde daha yaygındır. Beynin tabanındaki astrositomlar çocuklarda veya genç insanlarda daha yaygındır ve çocukların beyin tümörlerinin çoğunu oluşturur. Çocuklarda, bu tümörlerin çoğu düşük dereceli olarak kabul edilirken, yetişkinlerde çoğu yüksek derecelidir.

Ependimomlar , ventriküler sistemi kaplayan ependimal hücrelerin neoplastik dönüşümünden türetilirve tüm beyin tümörlerinin yüzde iki ila üçünü oluşturur. Çoğu iyi tanımlanmıştır, ancak bazıları değildir.

Glioblastoma multiforme (GBM) , glial tümörün en invaziv türüdür. Bu tümörler hızlı büyüme, diğer dokulara yayılma ve kötü prognoza sahip olma eğilimindedir. Astrositler ve oligodendrositler gibi birkaç farklı hücre türünden oluşabilirler. GBM, 50 ila 70 yaş arası kişilerde daha yaygındır ve erkeklerde kadınlardan daha yaygındır.

Medulloblastomlar genellikle beyincikte , en sık çocuklardaortaya çıkar. Yüksek dereceli tümörlerdir, ancak genellikle radyasyona ve kemoterapiye yanıt verirler.

Oligodendrogliomalar , beynin kablolarının yalıtımı olan miyelini yapan hücrelerden elde edilir.

Diğer Beyin Tümörü Türleri

Hemanjiyoblastomlar , genellikle serebellumda bulunan, yavaş büyüyen tümörlerdir. Kan damarlarından kaynaklanırlar, büyük olabilirler ve sıklıkla bir kistle birlikte bulunurlar. Bu tümörler en çok 40 ila 60 yaşlarındaki kişilerde görülür ve erkeklerde kadınlardan daha yaygındır.

Rhabdoid tümörler , merkezi sinir sistemine yayılma eğiliminde olan nadir, oldukça agresif tümörlerdir. Genellikle vücudun birden fazla yerinde, özellikle böbreklerde görülürler. Küçük çocuklarda daha yaygındır, ancak yetişkinlerde de görülebilir.

Pediatrik Beyin Tümörleri

Çocuklarda beyin tümörleri tipik olarak yetişkinleri etkileyenlerden farklı dokulardan gelir. Yetişkin beyni tarafından oldukça iyi tolere edilen tedaviler (radyasyon tedavisi gibi), özellikle beş yaşından küçük çocuklarda bir çocuğun beyninin normal gelişimini engelleyebilir.

Göre Pediatrik Beyin Tümörü Vakfı 15 yaş daha genç, yaklaşık 4,200 çocuk beyin tümörü tanısı alan çocukların ABD Yetmiş iki yüzde bir beyin tümörü teşhisi are bunlar beyin tümörlerinin çoğu arka çukur yetişen (veya arka ) beyin. Çocuklar genellikle hidrosefali (beyinde sıvı birikmesi) veya yüz veya vücut düzgün çalışmama ile başvurur.

Çocuklarda bazı beyin tümörü türleri yetişkinlerden daha yaygındır. En yaygın pediatrik tümör tipleri medulloblastomalar, düşük dereceli astrositomlar (pilositik) , ependimomlar, kraniofaringiyomlar ve beyin sapı gliomalarıdır .

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) mikroskop altında histolojik özellikleri dayalı bir tümörün malignite veya kalpliliği belirtmek için not verme sistemi geliştirmiştir.

En kötü huylu

Hızlı büyüme, agresif

Yaygın olarak sızan

Hızlı tekrarlama

Nekroz eğilimli

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Beyin Tümörü Sınıfları

DereceÖzelliklerTümör TipleriDüşük dereceliWHO Sınıf IEn az kötü huylu (iyi huylu)

Tek başına ameliyatla tedavi edilebilir

Sızmaz

Uzun vadede hayatta kalma

Yavaş büyüyenPilositik astrositom

Kraniofaringiyom

Gangliositoma

GangliogliomaDSÖ II. SınıfNispeten yavaş büyüyen

Biraz sızıcı

Daha yüksek not olarak yinelenebilir»Diffüz» Astrositom

Pineositoma

Saf oligodendrogliomaYüksek sınıfDSÖ III. DereceKötü huyluSızanDaha yüksek dereceli olarak yinelenme eğilimiAnaplastik astrositom

Anaplastik ependimom

Anaplastik oligodendrogliomaDSÖ IV. DereceEn kötü huylu

Raid büyüme, agresif

Yaygın olarak sızan

Hızlı tekrarlama Nekroz eğilimliGliobastoma multiforme (GBM)

Pineoblastoma

Medulloblastoma

Ependimoblastoma

Yetişkinlerde Görülme Sıklığı

Ulusal Kanser Enstitüsü 22910 yetişkin (12630 erkek ve 10280 kadın) 2012 yılında beyin ve diğer sinir sistemi tümörleri teşhisi konacak Ayrıca 2012 yılında, bu tanıların 13,700 ölüme yol olacağını tahmin tahmin ediyor.

2005 ve 2009 yılları arasında, beyin kanserinden ve sinir sisteminin diğer bölgelerinden ölüm için ortalama yaş 64 idi.

Beyin Tümörü Nedenleri

Beyin tümörlerinin, bir hücrenin kromozomları üzerindeki belirli genler hasar gördüğünde ve artık düzgün çalışmadığında ortaya çıktığı düşünülmektedir . Bu genler normalde hücrenin bölünme hızını (eğer bölünürse) düzenler ve diğer genlerin kusurlarını düzelten genleri ve hasarın onarılamayacaksa hücrenin kendi kendini yok etmesine neden olması gereken genleri onarır. Bazı durumlarda, bir birey bu genlerin bir veya daha fazlasında kısmi kusurlarla doğabilir. Çevresel faktörler daha sonra daha fazla hasara yol açabilir. Diğer durumlarda, genlerin çevresel zararı tek neden olabilir. Bir «çevrede» bazı insanların neden beyin tümörü geliştirirken diğerlerinin gelişmediği bilinmemektedir.

Bir hücre hızla bölündüğünde ve büyümesini kontrol etmek için iç mekanizmalar zarar gördüğünde, hücre sonunda bir tümöre dönüşebilir. Diğer bir savunma hattı, anormal hücreyi en iyi şekilde tespit edip öldürecek olan vücudun bağışıklık sistemi olabilir. Tümörler, bağışıklık sisteminin anormal tümör hücrelerini tanımasını engelleyen maddeler üretebilir ve sonunda tüm iç ve dış caydırıcıların büyümesini engelleyebilir.

Hızla büyüyen bir tümör, normal dokuya yönelik yerel kan kaynağının sağlayabileceğinden daha fazla oksijene ve besine ihtiyaç duyabilir. Tümörler, kan damarlarının büyümesini destekleyen, anjiyogenez faktörleri adı verilen maddeler üretebilirler . Büyüyen yeni damarlar, tümöre besin tedarikini arttırır ve sonunda tümör, bu yeni damarlara bağımlı hale gelir. Bu alanda araştırmalar yapılmaktadır, ancak bu bilgiyi potansiyel tedavilere dönüştürmek için daha kapsamlı araştırmalar gereklidir.

Semptomlar

Semptomlar beyin tümörünün konumuna göre değişir, ancak aşağıdakiler farklı beyin tümörlerine eşlik edebilir:

Sabahları daha şiddetli olabilen veya geceleri hastayı uyandıran baş ağrıları

Nöbetler veya konvülsiyonlar

Düşünme, konuşma veya ifade etme zorluğu

Kişilik değişiklikleri

Vücudun bir bölümünde veya bir tarafında zayıflık veya felç

Denge kaybı veya baş dönmesi

Vizyon değişiklikleri

İşitme değişiklikleri

Yüzde uyuşma veya karıncalanma

Bulantı veya kusma , yutma zorlukları

Karışıklık ve yönelim bozukluğu

Teşhis

Gelişmiş görüntüleme teknikleri beyin tümörlerini tam olarak belirleyebilir. Teşhis araçları arasında bilgisayarlı tomografi (CT veya CAT taraması) ve manyetik rezonans görüntüleme (MRI) bulunur . Diğer MRG dizileri, cerrahın beynin normal sinir yollarının konumuna göre tümörün rezeksiyonunu planlamasına yardımcı olabilir. İntraoperatif MRG ayrıca ameliyat sırasında doku biyopsilerine ve tümörün çıkarılmasına rehberlik etmek için kullanılır . Manyetik rezonans spektroskopi (MRS) , tümörün kimyasal profilini incelemek ve MRI’da görülen lezyonların doğasını belirlemek için kullanılır. Pozitron emisyon tomografisi (PET taraması) , tekrarlayan beyin tümörlerini tespit etmeye yardımcı olabilir.

Bazen bir beyin tümörünü kesin olarak teşhis etmenin tek yolu biyopsidir. Beyin cerrahı biyopsi yapar ve patolog, tümörün iyi huylu mu yoksa kötü huylu mu göründüğünü belirleyerek nihai teşhisi koyar ve buna göre derecelendirir.

Beyin Tümörü Tedavisi

Beyin tümörleri (birincil veya metastatik, iyi huylu veya kötü huylu) genellikle tek başına veya çeşitli kombinasyonlarda cerrahi, radyasyon ve / veya kemoterapi ile tedavi edilir. Radyasyon ve kemoterapinin kötü huylu, rezidüel veya nükseden tümörler için daha sık kullanıldığı doğru olsa da, hangi tedavinin kullanılacağına dair kararlar duruma göre verilir ve bir dizi faktöre bağlıdır. Her tedavi türü ile ilişkili riskler ve yan etkiler vardır.

Ameliyat

Genel olarak, bir beyin tümörünün tamamen veya neredeyse tamamen cerrahi olarak çıkarılmasının bir hasta için faydalı olduğu kabul edilir. Beyin cerrahının görevi, hastanın nörolojik işlevi için önemli olan beyin dokusuna (konuşma, yürüme, vb.) Zarar vermeden mümkün olduğunca fazla tümörü çıkarmaktır. Geleneksel olarak, beyin cerrahları , tümöre erişebilmelerini ve olabildiğince çoğunu çıkarabilmelerini sağlamak için kafatasını bir kraniyotomi yoluyla açar . Beyin ameliyattan kurtulurken normal beyin sıvısını boşaltmak için ameliyat sırasında beyin sıvısı boşluklarında bir dren (EVD) bırakılabilir.

Bazen bir kraniyotomiden önce sıklıkla gerçekleştirilen bir başka işleme stereotaktik biyopsi denir . Bu daha küçük operasyon, doktorların doğru bir teşhis koyması için doku elde etmesine izin verir. Genellikle hastanın kafasına bir çerçeve takılır, bir tarama yapılır ve ardından hasta, anormal alana erişim sağlamak için kafatasına küçük bir delik açılarak ameliyat alanına götürülür. Lezyonun konumuna bağlı olarak, bazı hastaneler aynı işlemi çerçeve kullanmadan yapabilir. Mikroskop altında incelenmek üzere küçük bir numune alınır.

1990’ların başında, cerrahi navigasyon sistemleri adı verilen bilgisayarlı cihazlar piyasaya sürüldü. Bu sistemler beyin cerrahına tümörler için rehberlik, lokalizasyon ve oryantasyon konusunda yardımcı oldu. Bu bilgi riskleri azalttı ve tümörün çıkarılma kapsamını geliştirdi. Çoğu durumda, cerrahi navigasyon sistemleriönceden ameliyat edilemeyen tümörlerin kabul edilebilir risklerle eksize edilmesine izin verildi. Bu sistemlerden bazıları, kafatasına bir çerçeve takmak zorunda kalmadan biyopsi için de kullanılabilir. Bu sistemlerin bir sınırlaması, beyin cerrahına rehberlik etmek için ameliyattan önce elde edilen bir taramayı (CT veya MRI) kullanmalarıdır. Bu nedenle intraoperatif olarak oluşabilecek beyin hareketlerini açıklayamazlar. Araştırmacılar, ameliyat sırasında navigasyon sistemi verilerinin güncellenmesine yardımcı olmak için ultrason kullanarak teknikler geliştiriyor ve MRI tarayıcılarında ameliyat gerçekleştiriyor.

İntraoperatif dil haritalama, bazıları tarafından büyük, dominant-hemisfer gliomalar gibi dil işlevini etkileyen tümörleri olan hastalar için kritik öneme sahip bir teknik olarak kabul edilir. Bu prosedür, bilinci açık bir hastanın ameliyat edilmesini ve ameliyat sırasında dil işlevinin anatomisinin haritalanmasını içerir. Doktor daha sonra tümörün hangi kısımlarının rezeke edilmesinin güvenli olduğuna karar verir. Son çalışmalar, kortikal dil haritalamasının, temel dil bölgelerini korurken glioma rezeksiyonunu optimize etmek için güvenli ve etkili bir yardımcı olarak kullanılabileceğini belirlemiştir.

Beyin tümörlü bazı hastalarda ventriküloperitoneal şant gerekebilir. Herkesinbeyninde ve her zaman yavaşça dolaşan omurgada beyin omurilik sıvısı (BOS) vardır. Bu akış tıkanırsa, sıvıyı (ventriküller) içeren keseler genişleyebilir ve kafa içinde artan basınç oluşturarak hidrosefali denen bir duruma neden olabilir. Hidrosefali tedavi edilmezse beyin hasarına ve hatta ölümeneden olabilir. Beyincerrahı, omurilik sıvısını beyinden uzaklaştırmak ve dolayısıyla basıncı düşürmek içinbir şant kullanmaya karar verebilir. CSF’nin yönlendirildiği vücut boşluğu genellikle periton boşluğudur.(karın organlarını çevreleyen alan). Şant genellikle kalıcıdır. Engellenirse, semptomlar hidrosefali orijinal durumuna benzerdir ve diğerleri arasında baş ağrısı, kusma, görsel problemler ve / veya kafa karışıklığı veya uyuşukluğu içerebilir. Beyin sıvısı yollarının tıkanmasını kontrol etmek için kullanılabilecek başka bir yönteme Endoskopik Üçüncü Ventrikülostomi denir. Bu, beyin sıvısının bir şanta ihtiyaç duyulmadan tıkanıklığın etrafından yönlendirilmesine yardımcı olur.

Radyasyon tedavisi

Radyasyon tedavisi, kanser hücrelerini ve anormal beyin hücrelerini öldürmek ve tümörleri küçültmek için yüksek enerjili X ışınları kullanır. Tümör ameliyatla etkili bir şekilde tedavi edilemezse radyasyon tedavisi bir seçenek olabilir.

Standart Harici Işın Radyoterapisi , dozu çevreleyen normal yapılarla sınırlarken tümörün uyumlu bir kapsamını oluşturmak için çeşitli radyasyon ışınları kullanır. Modern iletim yöntemleriyle uzun süreli radyasyon hasarı riski çok düşüktür. 3 boyutlu konformal radyoterapi (3DCRT) dışında daha yeni uygulama teknikleriarasında yoğunluk ayarlı radyoterapi (IMRT) bulunmaktadır .

Proton Işın Tedavisi , bir tür radyoaktivite olan protonların spesifik olarak tümöre yönlendirildiği spesifik bir radyasyon türü kullanır. Avantaj, tümörü çevreleyen daha az dokunun hasara yol açmasıdır.

Stereotaktik Radyocerrahi ( Gamma Knife , Novalis ve Cyberknife gibi ) , radyasyonu hedef doku üzerine birçok farklı ışınla odaklayan bir tekniktir. Bu tedavi, tümöre komşu dokulara daha az zarar verme eğilimindedir. Şu anda, bir uygulama sisteminin klinik sonuç açısından diğerinden üstün olduğunu ve her birinin avantajları ve dezavantajları olduğunu gösteren hiçbir veri yoktur.

Kemoterapi

Kemoterapinin genellikle spesifik pediatrik tümörler, lenfomalar ve bazı oligodendrogliomalariçin etkili olduğu kabul edilir. Kemoterapinin, en kötü huylu birincil beyin tümörlerine sahip hastalarda genel sağkalımı iyileştirdiği kanıtlanmış olsa da, bunu tüm hastaların yalnızca yaklaşık yüzde 20’sinde yapar ve doktorlar, tedaviden önce hangi hastaların fayda göreceğini kolayca tahmin edemezler. Bu nedenle, bazı doktorlar olası yan etkiler ( akciğerde yara izi , bağışıklık sisteminin baskılanması, bulantı vb.) Nedeniyle kemoterapi kullanmamayı tercih etmektedir.

Kemoterapi, normal doku tarafından tümör dokusundan daha iyi tamir edilen hücre hasarına neden olarak çalışır. Kemoterapiye direnç, ilaca cevap veremeyen tümör dokusunun hayatta kalmasını veya ilacın kan dolaşımından beyne geçememesini içerebilir. Kan dolaşımı ile beyin dokusu arasında kan-beyin bariyeri adı verilen özel bir bariyer vardır . Bazı araştırmacılar bu engeli bozarak veya ilacı tümöre veya beyne enjekte ederek kemoterapinin etkisini iyileştirmeye çalıştılar. Başka bir ilaç sınıfının amacı, tümör hücrelerini öldürmek değil, daha çok tümör büyümesini engellemektir. Bazı durumlarda, büyüme değiştiriciler (meme kanseri tedavi ilacı Tamoksifen gibi)) diğer tedavilere dirençli tümörlerin büyümesini durdurmaya çalışmak için kullanılmıştır.

1996’da ABD Gıda ve İlaç Dairesi , ameliyat sırasında beyin cerrahı tarafından uygulanabilen kemoterapi emdirilmiş gofretlerin kullanımını onayladı. Gofretler ilacı yavaş yavaş tümöre salgılar ve hasta tedavinin sistemik yan etkileri ile kemoterapi alır.

Visualase

Lazer Termal Ablasyon, bazı merkezlerin, özellikle önceki açık cerrahi prosedürleri kullanarak ulaşılması daha zor olabilecek alanlarda daha küçük tümörleri tedavi etmek için kullandıkları daha yeni bir tekniktir. Bu, lezyonun içine küçük bir kateter yerleştirmeyi, muhtemelen bir biyopsiyi tamamlamayı ve ardından lezyonu termal olarak çıkarmak için lazer kullanmayı içerir. Bu teknik, son zamanlarda beyin tümörü tedavilerinde kullanıldı, bu nedenle uzun vadeli etkinlik belirlenemedi.

Araştırma Tedavileri

Halihazırda pek çok yeni tedavi türü, özellikle de mevcut geleneksel tedaviler yoluyla prognozun genellikle zayıf olduğu tümörler üzerinde incelenmektedir. Bu tedavilerin işe yarayıp yaramayacağı bilinmemektedir. Bu tür terapiler bir protokole göre verilir ve çeşitli immünoterapi formlarını, hedeflenen toksinleri kullanan terapiyi, anti-anjiyogenez terapisini, gen terapisini ve farklılaşma terapisini içerir. Tedavi kombinasyonları, olumsuz yan etkileri azaltırken, hastaların görünümünü iyileştirebilir.

Beyin Tümörleri

Categorías
Health & Fitness::Medicine

Astrositom Tümörleri

Astrositom Tümörleri

En son güncellendiği tarih: 5 gün önce

Beyin, beyin işlevlerinden sorumlu elektrik devresini oluşturan nöronlar ve nöronların düzgün çalışması için yapı ve destek sağlayan astrositler de dahil olmak üzere birçok farklı hücreden oluşur. Astrositomlar, astrositlerden kaynaklanan tümörlerdir ve yetişkin bireylerde en yaygın beyin tümörleridir. ABD’de her yıl yaklaşık 15.000 yeni astrositom teşhis edilmektedir. Erkekler 1.3 / 1 oranla kadınlardan biraz daha fazla etkileniyor.

Tümör Derecelendirme ve Anlamı

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) beyin tümörlerinin sınıflandırmasına göre, astrositomlar 1. derece (en iyi huylu) ile 4. derece (en kötü huylu) arasında değişmektedir. Tümör hücrelerinin mikroskop altında analiz edilmesiyle yapılan bu derecelendirme aşağıdaki özelliklere dayanmaktadır: 1) hücrelerin ne kadar anormal göründüğü (atipi); 2) ne kadar büyüdükleri (mitoz); 3) tümör içinde yeni yapılmış kan damarlarının varlığı (vasküler proliferasyon). Bu, tümörün genetik özelliklerinin analizi, yani tümör hücrelerinin DNA analizi ile daha da entegre edilir. Genel olarak, pediyatrik popülasyonda en yaygın olan 1. derece tümörler haricinde, çoğu astrositom 40 yaşından büyük hastaları etkiler. Ayrıca hasta yaşlandıkça astrositomun daha yüksek dereceli olma şansı artar.

1. derece

Pilositik Astrositom iyi sınırlı bir tümördür ve yavaş büyür. En sık beyincikte, yani beynin başın arkasında, boynun hemen üzerinde bulunan kısmı. Çevreleyen beyni istila etmez, bu nedenle tamamen rezeke edildiğinde tedavi edilmiş kabul edilir ve ne kemoterapi ne de radyoterapi gerektirmez.

Pleomorfik Xantoastrocytoma en sık temporal loblarda ortaya çıkar ve genellikle nöbetlerle ilişkilidir. Hücreleri birçok farklı şekle sahip olabilir (pleomorfik), ancak genellikle çoğalma kanıtı göstermez. Cerrahi genellikle iyileştiricidir.

Subepandimal Dev Hücreli Astrositom (SEGA) , genellikle tüberoskleroz adı verilen tanıdık bir sendromla bağlantılı olarak, genç popülasyonda en yaygın olanıdır. Karakteristik olarak beynin derinliklerinde sıvı dolu boşluklar olan ventriküllerin içinde büyür ve genellikle bu sıvının normal çıkışını bloke ederek hidrosefaliye neden olabilir. Cerrahi rezeksiyon genellikle iyileştiricidir.

2. Derece

Diffüz Astrositom , invaziv bir tümördür, bu nedenle çevredeki beyinden net bir ayrım yoktur ve tedavisi için ameliyatın kendisi yeterli olmayabilir (bu, aşağıda açıklanan diğer birkaç faktöre bağlıdır). Doku görünümü normal bir beyinden yalnızca orta derecede farklıdır, ancak hücreler mikroskop altında anormal görünür ve sayıca biraz artar.

3. Derece

Anaplastik Astrositom , daha yüksek büyüme hızı ve beyne daha fazla istila dahil olmak üzere daha agresif özellikler kazanmış olan, daha önce daha düşük dereceli bir astrositomun daha kötü huylu bir evrimi olarak kabul edilir. Histolojik olarak, 2. derece tümörlere kıyasla daha yüksek derecede hücresel anormallikler ve hücre çoğalması (mitoz) kanıtı gösterir. Ameliyat asla bu tümörler için iyileştirici olarak görülmez ve ardından radyasyon ve hemen hemen her zaman kemoterapi gerekir.

4. sınıf

Glioblastoma (GBM) astrositomaların en kötü huylu, agresif ve en yaygın (% 60) şeklidir. Histolojik olarak çok anormal görünen hücreler, proliferasyon, ölü doku alanları ve yeni damarların oluşumu ile karakterizedir. If you beloved this article and you simply would like to be given more info pertaining to brain tumor jokes nicely visit our page. GBM, önceden var olan bir düşük dereceli astrositomdan kötü huylu bir ilerleme olarak ortaya çıkabilir (genellikle vakaların% 10’unda) veya doğrudan bir 4. derece tümör olarak ortaya çıkabilir (vakaların% 90’ı). İlk senaryo en çok genç hastalarda yaygındır, ikincisi ise 60 yaşından sonra en yaygındır. Sunumu ne olursa olsun, bu tümör belirgin beyin istilası ve yıkımı ve çok hızlı ilerlemesi ile oldukça agresif bir kanserdir.

Önemli Biyolojik Özellikler

Geçtiğimiz 15 yıl içinde, bu hastalığı anlamada, esas olarak genetik ve biyolojik temellerini inceleme yeteneğindeki önemli ilerlemelerden kaynaklanan önemli gelişmeler oldu.

IDH1 mutasyonu , izositrat dehidrojenaz 1 (IDH1) adı verilen bir genin mutasyonu ile astrositomların bir alt grubunu karakterize eden temel bir özelliktir. Bu gen, hücrelere enerji sağlamada rol oynar. Mutasyonu, zamanla normal astrositlerin içinde biriken ve onları yoldan çıkararak astrositomalara neden olan 2-HG adlı bir kimyasalın üretilmesiyle sonuçlanır. Başka bir laboratuvar bulgusundan daha fazlası, bu mutasyon çok önemlidir çünkü düşük dereceli astrositomların neredeyse% 100’ünü karakterize eder ve önemli ölçüde

MGMT susturma , kemoterapiler tarafından hasar gördükten sonra DNA’nın onarımında rol alan metilguanin-DNA metiltransferaz (MGMT) enzimi ile ilgilidir, böylece tümörü bu ilaçların etkisine karşı korur. Bazı astrositomlar bu enzimi kapatır ve sonuç olarak TMZ ile kemoterapiye önemli ölçüde daha iyi yanıt verirler.

İmmünolojik kaçış , tümörlerin normalde «anormal» olarak tanınan her şeyi yok eden devriye gezen bağışıklık sisteminden kaçması anlamına gelir. Astrositomlar, bu sürveyanstan kaçma kabiliyeti en gelişmiş tümörler arasındadır. Bunu, bağışıklık sistemini kapatabilecek birden fazla geni etkinleştirerek yaparlar. Bu bağışıklık kaçışına karşı koymanın önemli terapötik faydalar sağlayacağı konusunda fikir birliği var.

Risk faktörleri

Astrositomlar, büyük çoğunluk için sporadik tümörlerdir, yani tesadüfen meydana geldikleri anlamına gelir veya en azından bunların neden meydana geldiği henüz bilinmemektedir. Tümöre neden olduğu kanıtlanmış kanıtlara sahip yalnızca iki durum vardır:

Kalıtsal sendromlar (yani kalıtsal DNA mutasyonlarının neden olduğu):

L i-Fraumeni: tümör baskılayıcı gen p53’teki mutasyona bağlı ve meme kanseri, kemik kanserleri, lösemiler ve astrositomlar dahil olmak üzere çoklu tümörlerin genç başlangıcı ile karakterize.

Turcot: APC ve MMR dahil olmak üzere çeşitli tümör baskılayıcı genlerdeki mutasyonlardan kaynaklanır ve kolon kanseri ve astrositomların erken başlangıcı ile karakterize edilir.

Nörofibromatozis 1: astrositomların erken başlangıcından, periferik sinir tümörlerinden, ciltte çil oluşumundan ve ciltte açık kahverengi lekelerden sorumlu tümör baskılayıcı NF1’in mutasyonuna bağlı.

Tüberoskleroz: Zeka geriliği ve subepandimal dev hücreli astrositomun (SEGA) erken başlangıcı ile ilişkili nadir bir genetik bozukluktur.

Çevresel:

İyonlaştırıcı radyasyonlar: iyonlaştırıcı radyasyonlara maruz kalma, astrositomların gecikmiş başlangıcı ile ilişkilendirilmiştir. Özellikle risk altındaki bireyler, çocukluk döneminde (yani lösemilerin veya diğer beyin tümörlerinin tedavisi için) baş ve boyun bölgesine terapötik radyoterapiye maruz kalan kişilerdir. Radyasyona maruz kalma ile astrositom başlangıcı arasındaki aralık 20-30 yıl kadar uzun olabilir.

Savaş kimyasalları: Vietnam Savaşı sırasında Agent Orange’a maruz kalmanın, gazilerde astrositomların gecikmiş başlangıcından sorumlu olabileceğine dair henüz kanıtlanmamış bir şüphe var.

Cep telefonları: Özellikle yoğun kullanımla ilgili bazı şüphelere rağmen, astrositomlar için nedensel bir riski destekleyen hiçbir veri yoktur.

Semptomlar

Astrositomların klinik görünümü, biyolojik özelliklerinden çok, beyindeki konumlarına bağlıdır. Beynin semptomatik hale gelmeden önce (örneğin alındaki bölgeler) çok büyük tümörleri barındırabilen bölgeleri varken, küçük bir tümörün bile uzuv zayıflığı veya konuşma güçlüğü gibi erken dönemde sorunlara neden olabileceği başka yerler de vardır. veya vizyon.

Genel olarak, düşük dereceli astrositomlar, daha agresif, daha yüksek dereceli astrositomlara kıyasla, semptomatik hale gelmeden önce daha büyük boyutta olma eğilimindedir. Bunun nedeni, düşük dereceli tümörlerin beyni yok etmek yerine beyni yerinden etme eğiliminde olmaları ve ayrıca habis olanlardan daha az beyin şişmesi ile ilişkili olmalarıdır.

Yaygın astrositom semptomları şunlardır:

Kalıcı baş ağrıları

Sabahları daha kötü olan veya uykudan uyanmaya neden olan baş ağrıları (kafa içi basıncının artmasının bir işareti)

Çift veya bulanık görme

Konuşma sorunları

Azalan bilişsel yetenekler

Kavrama veya uzuv zayıflığı

Yeni nöbetler

Tanısal görüntüleme

Konvansiyonel MRI: Manyetik rezonans görüntüleme (MRI), astrositomlar için en önemli görüntüleme çalışmasıdır. Genellikle görüntüler, IV kontrastının uygulanmasından önce ve sonra elde edilir. Genel bir kural olarak, tümör kontrastı alırsa (yani görüntülerde parlak hale gelirse), bu daha yüksek dereceli bir astrositomun göstergesidir.

Diğer görüntüleme dizileri, tümör hücreselliği, beyin şişmesi ve beyin infiltrasyonu hakkında ipuçları sağlar.

IV gadolinyum uygulamasından sonra eksenel T1 ağırlıklı MRI’lar:

Düşük dereceli tümörler genellikle kontrast almaz (sol panel), ancak 4. derece tümörler güçlü kontrastlanma ve sık merkezi nekroz sergiler (sağ panel)

MRI spektroskopisi (MRS): Tümörün kimyasal bileşimi hakkında bilgi veren ve bazı kimyasalların normal beyinde bol miktarda bulunmasına (örneğin NAA) dayanarak çalışan MRI tabanlı bir görüntüleme aracıdır, diğerleri ise tümörlerde bol miktarda bulunur (örneğin kolin). Bu görüntüleme yönteminin çıktısı, analiz edilen beyin alanındaki her bir kimyasalın miktarını gösteren bir diyagramdır: NAA miktarı kolinden fazlaysa, bu normal bir beyne işaret eder (aşağıya bakın). Bunun tersi bir tümör şüphesini uyandırır. Bu teknik, standart bir biyopsi kadar kesin veya kesin olmasa da, invazif olmayan bir doku örneklemesi olarak düşünülebilir.

Fonksiyonel MRI (fMRI): fMRI, hastadan belirli bir görevi yerine getirmesi istendiğinde (örneğin konuşma veya bir kol veya bacağı hareket ettirme) beynin hangi kısımlarının aktif hale geldiğini gerçek zamanlı olarak görselleştirmek için yararlı bir tekniktir. Bu, beynin hasar görmesi durumunda hastaya sorunlara neden olacak bölgelerini tanımlamak için çok önemlidir. Aktive beyin, aksi takdirde standart bir MRG’ye eklenen sarı / kırmızı bir sinyal (aşağıdaki şekle bakın) olarak gösterilir. Kritik alanların (konuşma merkezleri, motor korteks veya görsel korteks) yakınında lokalize olan tümörler için fMRI, özellikle cerrahi planlama açısından önemli bir yardımcı sağlar.

Tedavi

Ameliyat

Ameliyat astrositomların tedavisinde ilk adımdır çünkü iki önemli fayda sağlar: Birincisi, tanı koymak için tümör dokusunu temin eder. İkinci olarak, kitle etkisini hafifletmek, şişmeyi azaltmak ve endike olduğunda adjuvan tedavilere yanıtı kolaylaştırmak için güvenli bir şekilde mümkün olduğu kadar çok tümörün çıkarılması olasılığını sunar. Basit bir biyopsi veya tam bir rezeksiyon yapma kararı, birden fazla faktöre, ancak özellikle hastanın klinik ve tıbbi durumuna ve tümörün tahmin edilen rezektabilite derecesine bağlıdır.

Cerrahinin etkinliğini ve güvenliğini en üst düzeye çıkarmak için önemli araçlar şunlardır:

Nöronavigasyon: Özünde beyin için bir GPS sistemidir ve cerrahın hastanın beynindeki yerini gerçek zamanlı olarak MRI’da görselleştirmesine izin verir. Bu, hassasiyeti önemli ölçüde artırır ve normal beyne zarar verme riskini en aza indirir.

Uyanık cerrahisi: Bu teknik, özellikle konuşma alanlarında bulunan tümörleri ve ayrıca bilateral olarak primer motor kortekse yakın olan tümörleri rezekte etmek için faydalıdır. Hasta sakin tutulur ancak entübe edilmez, böylece istendiğinde konuşabilir ve komutları uygulayabilir. Bu sayede cerrah, tümörü çıkarırken hastanın işlevlerini sürekli olarak değerlendirebilir.

Genel anestezi sırasında motor haritalama: Beynin hareketi kontrol eden bölgeleri, hasta uykudayken bile bir elektrot ile uyarılabilir. Akımları doğrudan beyin korteksine uygulamak için bir uyarıcı kullanılır ve kas yanıtları kaydedilir. Olumlu yanıtlar, rezeksiyondan kaçınılması gereken beyin yapıları olarak yorumlanır.

Floresan boyalar: Tümörler, özellikle yüksek dereceli olanlar, ameliyattan hemen önce hastaya IV verilen belirli boyaları hevesle absorbe etme özelliğine sahiptir. Bu şekilde, tümör dokusu spesifik boya ile renklenirken, normal beyin yapmaz. Bu, neyin rezeke edilmesi ve neyin el değmeden bırakılması gerektiğinin çok daha kesin bir tanımını sağlar. En güvenilir boyalar arasında tümör menekşesini renklendiren 5-ALA ve uygun lenslerle görüntülendiğinde tümörü sarı renklendiren Floresin bulunmaktadır (aşağıya bakınız)

Tekrarlayan yüksek dereceli astrositomun intraoperatif görüntülemesi. Beyaz ışık altında (üst panel A), tümör ve nekrotik kısımlar net bir şekilde ayırt edilemez. Mavi-450 nm filtre (alt panel A) altında, floresan olmayan koyu kısım radyasyon nekrozunu temsil ederken, parlak macenta-pembe floresan 5-ALA alan tümör dokusunu temsil eder.

Başka bir hastada (panel B), tümör, floresan uygulandıktan ve 560 nm sarı filtre ile görüntülendikten sonra parlak sarı-yeşil bir renk olarak kolayca görülebilir.

Yerleşik adjuvan tedaviler

Steroidler: Deksametazon, genellikle tümörle ilişkili olan beyin şişmesine bağlı semptomları hafifletmek için tercih edilen ilaçtır. Hızlı ve güvenilir etki gösteren çok etkili bir ilaçtır. Ne yazık ki, tümöre karşı herhangi bir etkisi yoktur ve 2-3 haftadan daha uzun sürelerde kullanıldığında önemli yan etkilerle ilişkilidir: kilo alımı, yüksek kan şekerleri, hipertansiyon, artmış enfeksiyon riski, sinirlilik.

TMZ ile kemoterapi:Temozolomide (TMZ), ağızdan alınan ve tümör hücrelerinin DNA’sını hafifçe değiştirerek çalışan bir ilaçtır. DNA onarım mekanizmaları hasarı geçersiz kılmadıkça, DNA üzerindeki bu etki onun kırılmasını ve bunun sonucunda hücrenin ölümünü tetikler. TMZ şimdiye kadar her astrositom için iyi bilinen bir birinci basamak tedavidir, bu da derece 3 veya 4 olup bazen derece 2 tümörler için de kullanılmaktadır (ameliyatta tamamen çıkarılmadıklarında veya genetik analizleri uygun değilse). Genellikle 5 gün boyunca günlük olarak alınır, ardından başka bir döngü başlatmadan önce 3 haftalık bir dinlenme dönemi izler. Yan etkiler oldukça hafiftir, ancak anemi ve yorgunlukla ilişkilendirilmiştir. TMZ’nin neden olduğu hasarı onarabilen MGMT geninin aktivitesini ölçerek astrositomun TMZ’ye duyarlılığını tahmin etmek mümkündür,

Radyoterapi: Son 50 yıldır astrositomların tedavisinin temelini radyasyon oluşturmaktadır ve en azından tedaviden sonraki ilk birkaç ayda son derece etkilidir. Radyasyon da tümör hücrelerinin DNA’sına zarar vererek onların ölümüne neden olur. Standart protokollere göre tedavi, 6 hafta süreyle haftada 5 gün, tümör bölgesinde küçük dozlarda radyasyondan oluşur. Yan etkiler lokal saç dökülmesi (genellikle geçici) ve yorgunluktur. Uzun vadeli yan etkiler, tedavi edilen bölgenin etrafındaki beynin nekrozu ve bilişsel zorluklardır.

Bevacizumab (Avastin): Bevacizumab, tümörün kendilerini besleyebilmeleri ve büyümeye devam edebilmeleri için kan damarlarını çalıştırma yeteneğini engelleyen bir ilaçtır. Avastin, tekrarlayan glioblastomalarda kullanımı için 2013 yılında Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından onaylanmıştır. Tümörle ilişkili şişliği azaltmada çok etkilidir ve genellikle semptomların iyileştirilmesine yardımcı olur. Bu anlamda steroidlere güçlü bir alternatif olarak işlev görür. Ne yazık ki, radyasyon ve TMZ’den farklı olarak, hayatta kalma süresini önemli ölçüde uzatmaz.

Elektrik alanlarını tedavi eden tümör 2011 yılında FDA, kafa derisine kask olarak uygulanan ve tümör büyümesini geciktirdiği kanıtlanmış düşük akım elektrik alanları üreten özel bir cihazın kullanılmasını onayladı. Hem tekrarlayan glioblastomlar için hem de 2015’ten beri yeni teşhis edilmiş glioblastomlar için kullanılabilirler. Bu cihazın yardımcı olması için her gün en az 18 saat takılması gerekir. Yan etkiler minimaldir ve esas olarak cilt tahrişinden oluşur.

Antiseizure İlaçlar: Levetiracetam (Keppra) bu amaçla en yaygın kullanılan ilaçtır. Genellikle yalnızca halihazırda en az bir nöbet geçirmiş hastalar için ayrılmıştır.

Deneysel Terapiler

Astrositomlar ve özellikle glioblastomlar yoğun araştırmaların hedefidir ve her yıl hayatta kalmayı iyileştirecek yeni stratejiler bulmak için birkaç klinik çalışma yürütülmektedir. En yoğun araştırma alanı şu şekildedir:

Hedefe yönelik tedaviler: Günümüzde, tedavi merkezlerinin çoğu, o tümör için en iyi ilacı oluşturmaya yardımcı olabilecek hastaya özgü moleküler imzaları elde etmek için ameliyat sırasında çıkarılan tümör dokusunun ayrıntılı genetik analizini gerçekleştirmektedir.

İmmünoterapi: Zayıflamış bir bağışıklık gözetimi, astrositomların gelişimi ve ilerlemesi için esastır. Bu nedenle, bağışıklık sistemini tümöre karşı güçlendirecek stratejiler bulmak için büyük bir çaba sarf edilmektedir. Bu, şu anda antitümör aşıların kullanımı, intravenöz infüzyon yoluyla hastaya uygulanan genetik olarak modifiye edilmiş bağışıklık hücrelerinin kullanımı veya bağışıklık sistemi aktivasyonunu uyaran ilaçların kullanımı ile araştırılmaktadır.

Virüs tedavisi: Umut verici ve sürekli genişleyen bir yaklaşım, hastalara uygulandığında (genellikle beyin cerrahı tarafından tümöre doğrudan enjekte edilen), tümör hücrelerini çevreleyen normal beyne zarar vermeden seçici olarak enfekte edebilen ve yok edebilen virüslerin kullanımıdır. Tarihsel olarak, kapsamlı bir şekilde araştırılan ilk virüs, Herpes Simplex (uçuk virüsü) olmuştur. Son zamanlarda, fayda sadece hastaların küçük bir yüzdesinde görülmesine rağmen, Poliovirüs kullanımıyla bazı cesaret verici sonuçlar gözlemlenmiştir.

Prognoz

Astrositom teşhisi konulduktan sonra hayatta kalma süresini belirleyen başlıca faktörler şunlardır:

Tümör derecesi / histoloji

Derece 1 tümörler, genellikle sadece ameliyatla büyük ölçüde tedavi edilir (5 yılda% 96 hayatta kalma oranı).

2. derece tümörler: Genel ortalama sağkalım 8 yıldır. IDH1 mutasyonunun varlığı, daha uzun hayatta kalma ile ilişkilidir.

Derece 3 tümörler: Ortalama sağkalım 3-5 yıldır

Derece 4 tümörler: Ortalama sağkalım 15 aydır.

Cerrahi rezeksiyonun kapsamı: Evre 2-4 tümörlerin tam mikroskobik rezeksiyonu, normal beyne difüz infiltrasyonlarından dolayı imkansız olsa da, makroskopik olarak total rezeksiyon, önemli ölçüde daha iyi sağkalım ile ilişkilidir. GBM için, tümörün en az% 80’i rezeke edildikten sonra sağkalımda bir artış gözlenir ve rezeksiyonun kapsamı kontrast arttırıcı bileşenin% 95-100’üne ulaştığında prognozda kademeli bir iyileşme olur.

Adjuvan radyoterapi ve kemoterapi kullanımı.

Yaş: genç yaş, daha uzun hayatta kalma ile ilişkilidir.

Fonksiyonel durum: minimal semptomlar / normal nörolojik fonksiyon, daha uzun hayatta kalma ile ilişkilidir.

#PleomorfikXantoastrocytoma #AstrositomTümörleri #DiffüzAstrositom #GlioblastomaGBM #SubepandimalDevHücreliAstrositomSEGA

Categorías
Health & Fitness::Medicine

Boyun Kırılması Nedenleri, Çeşitleri ve Tedavisi

Boyun Kırılması Nedenleri, Çeşitleri ve Tedavisi

En son güncellendiği tarih: 5 gün önce

Boyun çevresinde oluşan kırıklar vücutta bulunan diğer bölgelerdeki kırıklara göre çok önemli ve tehlikelidir. Çünkü boyun bölgesinde beyinle vücut arasında bulunan iletişimi sağlayan önemli bağlantıların olduğu kavşak bulunmaktadır. Kırık oluşumu, bu bağlantı arasındaki iletişimi etkilemekte ve vücutta oldukça ciddi hasarlara neden olmaktadır.

Kişide boyun kırıkları birçok sebepten dolayı oluşabilmektedir. Yüksek bir yerden düşme, denize ya da havuza aniden balıklama atlama, birçok trafik kazası ve silahlı yaralanmalar başlıca boyun kırılması nedenleri arasında yer almaktadır. Boyun kırığı belirtileri olan kişi, mümkün olabildiğince az hareket ettirilmelidir. En kısa sürede vakit kaybetmeden en yakında bulunan hastaneye kaldırılmalıdır. Hasta kişinin sedye üzerinde doğru şekilde yerleşiminden sonra doktor ile birlikte kıpırdatılmadan hastane odasına yerleştirilmelidir. Bu durum yaşamsal açıdan önem taşmaktadır. Boyun kırığı bulunan hasta için geçen saniyeler oldukça önemlidir. Hastanede doktor eşliğinde bir an önce tedavi edilmesi gerekmektedir.

Boyun Kırığı Belirtileri

Herhangi bir nedene bağlı olarak oluşan boyun kırığı hastalarında kas spazmları, şiddetli ağrılar, bacaklar ve kollarda uyuşukluk ya da hissizlik, idrar ya da büyük abdest kaçırma güç kayıpları gibi bazı belirtiler görülmektedir. Bu gibi durumlarda bir hasta bilinçsiz olarak hareket ettirilmemelidir. Bu durumunda sabit kalıp korunarak ambulansın gelmesi beklenmelidir.

Boyun Kırığı Çeşitleri

Omurgadaki yaralanmalar hafif derecedeki yumuşak doku travmalarından oluşmaktadır. Aynı zamanda boyun kırılması çeşitleri arasında omurga kırıkları ve omurilik yaralanmasına dayanan birçok çeşidi de bulunmaktadır. Omurga çıkıkları ve kırıkları omurilik yaralanmalarına ve bu sebepten dolayı vücut felçlerine sebep olabilmektedir. Omurga yaralanmalarının tedavisi de hasta kişinin şiddetine bağlı olarak değişmektedir.

Birçok sebepten oluşan boyun kırıklarının yüzde 5’i ya da 10’u boyun bölgesinde, yüzde 70’i ise bel ve sırt omurlarında gerçekleşmektedir. Geri kalan kısımda ise vücudun aşağı bölgelerinde görülmektedir. En çok hasar gören bölge bel ve sırt omurlarının birleştiği alan olan, birinci bel omuru ve on ikinci sırt omurudur. Bu bölgeler omurganın en hareketli bölgeleridir.

Omurilik yaralanmaları genel olarak omurga kırıklarından sonra kırılmış olan kemiğin omuriliğin bulunduğu kanalı daraltması ile oluşmaktadır. Ancak özellikle de çocuk hastalarda nadir olarak gerçekleşen hiçbir kemik kırığı olmaksızın omuriliğin aşırı gerilmesiyle bu yaralanmalar oluşabilmektedir. Omurga yaralanmaları ve kırıkları omurganın, boyun bölgesinden kuyruk sokumuna uzanan farklı her bölgesinde olabilmektedir.

Boyun Kırığı Tedavisi

Boyun kırılması tedavisi oldukça kısa sürede yapılmalıdır. Boyun kırığı tedavisinin gecikmesi ya da tedavi edilmemesi halinde hastanın yaşam kalitesi oldukça fazla etkilenmektedir. Aynı zamanda yaşamını olumsuz yönde tehdit edecek bir sorun olması da unutulmamalıdır. Hastada bu esnada diyafram adındaki solunum kası felci de meydana gelmektedir. Boyun kırığı olan çoğu hastada felç olma riski de bir o kadar fazladır. Bunun sebebi boyundan aşağıda gerçekleşen bütün hareketleri yapmamızı sağlayan sinir sisteminin, boyunda dağılmasıdır. Boyun kırıklarının sebep olduğu kırıklar ve hasarlar, bazı hastalarda yaşam kaybıyla da sonuçlanabilmektedir.

Ameliyatsız Tedavi Yöntemi Var mı?

Boyun kırığı durumunda hastanede uygulanmakta olan tedavi yöntemlerinden yaralanmanın modeline, kırığın yaşandığı bölgeye, örnek olarak; orta, üst ve alt servikal, kırığın hasarı, tipine ve şiddetine göre farklılıklar bulunmaktadır. Uygun olan kişilere Halo Ceket adı verilen (Halo-Vest Traksiyon) tedavi yöntemi uygulanmaktadır. Yaklaşık olarak 3 ay süren ve hastanın yatak istirahati olmayan bu tedavi yöntemiyle çok iyi sonuçlar alınmaktadır. En önemlisi de hasta yatağa bağımlı olmadan, günlük yemek yeme, lavaboya gitme gibi ihtiyaçlarını karşılayabilir ve yürüyebilir. Bu tedavi yönteminde Halo cihazında bulunan özel uçlar sayesinde kafa kemiğine vidalar tutturulmaktadır. Hastanın vücut tipine ve ölçülerine bağlı olarak hazırlanan özel dikim ceket ise hastanın bel bölgesine takılmaktadır. Hastaya ideal pozisyon verilmesinin ardından bu cihazın bölümleri dikkatle birleştirilerek boynun sağa sola hareket etmesinin önüne geçmektedir. Böylelikle boyun kırığın iyileşmesi birçok hastada sağlanmaktadır. Boyun kırığı iyileşmesinin ardından kafatasına sabitlenmiş vidalar çıkartılmaktadır. Hasta oldukça hızlı bir şekilde günlük hayatına motive olabilmektedir. Bu tedavi yöntemi her yaştaki hastaya ve kilo fark etmeksizin çocuk ya da erişkin hastalara uygulanmaktadır.

Vidalar ile Yapılan Cerrahi Tedavi

Ameliyatsız yapılan tedavi yöntemleri uygun olmayan kişilere ise cerrahi yöntemler ile tedaviler uygulanmaktadır. Cerrahi tedavilerde oluşturulan plak ile hasta kişinin kırılan boynu vidalar ile birlikte birbirlerine sabitlenmektedir. Hastanın iyileşmesinin ardından vidalar boynundan çıkartılmaya gerek duyulmadan normal hayata dönüş yapılmaktadır.

Omurga Kırıklarında Hangi Tedaviler Uygulanır?

1- Alçı / Korse Tedavisi

Kırıkların iyileşmesi için en önemlisi tespittir. Özellikle de omurilik yaralanmalarında, çökme kırıklarında ve yumuşak doku yaralanması bulunmayan kişilerde alçı ya da korse tedavileri tercih edilmektedir. If you loved this write-up and you would like to get much more facts with regards to brain tumor warning signs kindly pay a visit to the internet site. Bunun amacı dışarıdan teşhis ile kırığın en kısa sürede iyileşmesini sağlamak, omurganın daha fazla çökmesini engellemek ve omurga kamburluk gelişmesini yavaşlatmaktır. Korse ya da alçı süresi genel olarak 3 aylık bir sürede tamamlanmaktadır.

2- Füzyon Ve Enstrümentasyon Tedavisi

Kırık olan omurganın metal araçlar yardımıyla tespitinin yapılması ve dondurulması işlemidir. Bu operasyon omurganın arka ya ada ön tarafından yapılmaktadır. Her iki alanında dondurulması için füzyonun sağlanması birkaç ay sürebilmektedir. Bunun yanı sıra omurilik yaralanması olan kişilerde omuriliğe baskı yapan ve sıkıştıran kemik parçaları cerrahi müdahale sırasında temizlenmektedir.

3- Kifoplasti Ve Vertebroplasti Tedavisi

Çökme kırıklarında, tümöre ya da osteoporoza kırıklarda, bazı patlama kırıklarında uygulanan minimal invazif tedavi işlemidir. Lokal anestezi alınarak uygulanmaktadır. Vücut üzerinde açılacak küçük kesilerden omurga bölgesine geniş iğneler ile kırığın düzeltilmesi için titanyum kafes ve çimento enjekte edilen bir operasyondur.

#ÇeşitleriveTedavisi #BoyunKırılmasıNedenleri

Categorías
Health & Fitness::Medicine

Siyatik Ağrısı Nedenleri ve Tedavisi

Siyatik Ağrısı Nedenleri ve Tedavisi

En son güncellendiği tarih: 5 gün önce

Siyatik Ağrısı Nedenleri ve Tedavisi

Siyatik ağrısı genel itibariyle bacak bölgesine yayılmaktadır. Kalçadan baldıra doğru ve diz altındaki çevreden topuk bölgesine doğru hissedilmektedir. Vücuttaki en kalın ve uzun sinirin adına siyatik denmektedir. Ağrı hissinin bu bölgelerde olmasının sebebi de siyatik sinirinin o bölgelerden geçiyor olmasıdır. Tıp alanındaki adı nervus ischiadicus olan bu sinir, belin 4’üncü ve 5’inci omurlarından itibaren başlamaktadır. Bitiş noktası ise dizin hemen alt bölgesidir. Siyatik sinirinde ağrı oluşmasının başlıca etkeni ise sinirin sıkışmasıdır. Ayrıca siyatik adı, aslında sinir sıkışması ile oluşan ağrının adı olmaktadır. Ancak bu ağrının meydana gelmesine neden olan sıkışmanın oluştuğu sinire de siyatik sinir denmektedir.

Siyatik sinir ağrısı genel itibariyle fıtıklaşan diskten dolayı oluşmaktadır. Genellikle üç grupta incelenirler. Bu grupların ilk ikisi bel bölgesi sıkışmalarından ve kalça kasları sinir sıkışmalarından dolayı oluşan sinir ağrılarıdır. Üçüncü grupsa diz ekleminin arka kısmından veya ayak bölgesinde travma kaynaklı zedelenmelerden oluşan ağrılardır.

Siyatik Ağrısı Nasıl Oluşur?

Siyatik sinir, dizde son bulmasıyla dallara ayrılmaktadır. Ardından ayağa doğru ulaşarak bu bölgelerdeki motor-duyu fonksiyonlarını oluşturmaktadır. Siyatik ağrısı nedenleri birkaç farklı sebebe dayanmaktadır. Bunlardan birisi, bacakta ağrı hissi oluşturan siyatik sinirin bel bölgesindeki köklerinin sıkışması veya gerilmesidir. Başlıca bazı rahatsızlıklar da Siyatik ağrısını tetikleyebilmektedir. Bu rahatsızlıklar tümör, iltihap, omur kayması ve kist olmaktadır. Ağrı genellikle kalçaya doğru yayılmakta olan bel ağrısıyla başlamaktadır. Siyatik ağrı sinir boyunca kasık bölgesinden bacağın arka bölümüne doğru uzanmaktadır. Buradan da ayağa kadar yayılmaktadır.

Siyatik ağrısı genellikle hafif dereceden şiddetliye doğru hissedilmektedir. Hareket edildikçe de ağrı şiddetinde artış gözlenmektedir. Şiddetli ağrı vakalarında bacaklar güçsüzleşmektedir. Diz ve bilek reflekslerinde iyice azalma belirmektedir. Bacak ne kadar yukarı kalkarsa da ağrı o ölçüde daha da artış göstermektedir. Siyatik ağrısı oluşumuna sebep olan sinirden teknik olarak bahsedersek belin alt kısmındaki sinir köklerinin birleşmesiyle meydana geldiğini söyleyebiliriz. Coxa olarak adlandırılan leğen kemiğinin içerisindeki delikli kısımdan geçerek bacağın arka kısmına uzanmaktadır.

Siyatik ağrısı oluşumuna neden olan faktörler; hareketsizlik, ağır kaldırmak, obezite, diyabet, ileri yaş, travma ve gebelik olarak belirtilebilir. Uzun süre hareketsiz kalmak siyatik sinir ağrısına yol açabilmektedir. Meslek olarak da uzun süre oturmayı gerektiren şoförlük gibi işlerde çalışanlarda Siyatik rahatsızlığına sıkça rastlanır. Özellikle sürekli ağır yükler kaldırmak zorunda olunan mesleklerde de siyatik ağrısı belirtilerine rastlanmaktadır. Obezite, yine omurgaya yük binmesi söz konusu olduğu için rahatsızlığı tetikleyebilmektedir. Diyabet ise sinir sisteminin hasar görmesine sebep olmaktadır. Yaşlanmakla da kas ve kemik çevresinin dokularında zayıflama durumu söz konusudur. Kaza ve yaralanmalar ardından geçirilen travmalarda da siyatik sinir ile etrafındaki doku zarar görebilmektedir. Siyatik ağrısı nedenleri ile ilgili son faktör olan hamilelikteyse artan kilo kapsamında ve genişleyen uterusa bağlı olarak sinir baskılanabilmektedir. Hamilelerdeki değişim ile siyatik sinir üzerinde basınç oluşabilmektedir.

Başlıca Siyatik Ağrısı Belirtileri

Siyatik sinir ağrısı, rahatsızlığı çekenin kalçasından topuğuna doğru çekildiğini hissetmesine sebep olmaktadır. Bu durum için bir tedavi sağlanmadığı takdirde ağrı görülen bacaktaki kaslarda incelme ve kısalma meydana gelebilmektedir. Başlıca belirtileri arasında hareket edildikçe bu bölgelerde ağrı artışı gözlenmesi bulunmaktadır. Şiddetlenen ağrı doğrultusunda bacak ve ayak bölgesinde his ve güç kaybı oluşabilir. Hissedilen ağrı hareket kabiliyetini iyice engelleyebilecek seviyeye ulaşabilmektedir. Hatta vücudun üst kısmını eğmek bile zorlaşabilmektedir. If you loved this informative article in addition to you wish to obtain details about beyin tümörü son evre belirtileri kindly go to our web site. Ayrıca dönme hareketi de sınırlanabilmektedir. Siyatik ağrısı oluşumunda yürüyüş esnasında ağrının hissedildiği tarafta ayak sürükleme gibi problem de oluşabilmektedir. Çoğunlukla da tam olarak dik durulamamakta ve bir yana doğru eğilme eğilimi belirmektedir. Ayaklarda ağrının hissedilmesinin yanı sıra karıncalanma ve iğne batması gibi bir his de duyulabilmektedir. Ağrının siyatik sinir kaynaklı olduğunun son bir belirtisi de mesane ve bağırsaklarda kontrolsüzlüktür. Buna bağlı olarak da idrar kaçırma gibi benzer şikayetler söz konusudur.

Siyatik Ağrısı Tedavi Yöntemleri

Siyatik rahatsızlığında ağrının şiddet seviyesine göre tedavi yöntemleri uygulanmaktadır. Aynı zamanda siyatik sinirin neden baskılandığına göre de uygulama değişmektedir. Hafif şiddetli vakalarda siyatik ağrısı tedavisi için ağrı kesici, kas gevşetici gibi ilaçlar kullanılabilmektedir. Daha şiddetli vakalardaysa epidural steroid enjeksiyonu gibi yöntemlere başvurulabilmektedir. Siyatik tedavisinde fizik tedavi ve rehabilitasyon bölümü tarafından yapılan bazı uygulamalar da bulunmaktadır. Bu uygulamalardan başlıca tedavi yöntemleri spinal manipülasyon ve traksiyon tedavisi olmaktadır. Ayrıca bazı vakalarda cerrahi müdahale de gerekebilmektedir.

Cerrahi müdahaleler, lomber laminektomi ile sinir üzerinde oluşan baskının azaltılması ve fıtık oluşumunun giderilmesi olabilmektedir. Bir başka yöntemse diskektomi işlemidir. Diskin kısmen çıkarılması veya tamamıyla alınması şeklinde bir tedavi yöntemidir. Eğer kişide siyatik ağrı rahatsızlığından şüphe duyacağınız belirtiler varsa, hastaneye başvurulması gerekecektir.. Siyatik ağrısı tedavisi için, öncelikle hastanın anamnezini alınacak, böylelikle doğru tanı koyulacaktır. Bu şekilde rahatsızlıktan emin olunarak doğru tedavi yöntemleri uygulanacaktır.

Siyatik Ağrısı Rahatsızlığından Korunma Yöntemleri

Siyatik ağrı rahatsızlığından korunabilmek için özellikle sırt ve bel kaslarının güçlü tutulması gerekmektedir. Bunun yanı sıra doğru oturma şekli oldukça önem arz etmektedir. Sırtı, kolları ve beli destekleyerek oturmak gerekir. Düzgün bir postür Siyatik oluşumunun önüne geçmede en önemli etkenlerdendir. Ayrıca uzun süreler boyunca ayakta durmaktan, hareketsizlikten ve ağır kaldırmaktan kaçınmak da korunma yöntemleri arasındadır.

Categorías
Health & Fitness::Medicine

Bel Fıtığı (Lomber Disk Hernisi) Nedenleri, Belirtileri ve Tedavisi

Bel Fıtığı (Lomber Disk Hernisi) Nedenleri, Belirtileri ve Tedavisi

En son güncellendiği tarih: 5 gün önce

Kişilerin omurgaları arasında intervertebral disk adında pedler bulunmaktadır. Omurgalar arasında yer alan her disk çekirdek adı verilen lifli, sert bir dış tabaka ile çevrilidir ve bu omurların jel kıvamında bir merkezleri bulunmaktadır.Lomber disk hernisi olarak da adlandırılan bel fıtığı, omurgalar arasında bulunan ve yumuşatma görevini üstlenen disklerin, çeşitli nedenler dolayısı ile zorlanması, yırtılması ve kayması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Yırtılmış ve kaymış disk rahatsızlıkları olarak tanımlanan bel fıtığı, yırtılan ya da zayıflayan disklerin zorlanmasına neden olur. Omurilikteki sinirler üzerine belirli bir baskı oluşturur ve bu durum ise kişilerin şiddetli ağrılar yaşamasına sebep olmaktadır.

Bel fıtığı ağrılarında sinir baskıları her ne kadar bel bölgesinde gibi görünse de, bu ağrılar bacak ya da kalça bölgelerini de hedef alabilmektedir. If you liked this information and you would certainly like to obtain additional facts relating to beyin ve sinir cerrahisi diğer adı kindly see our own web page. Günlük yaşantı, iş temposu, kontrolsüz hareketler, teknolojik aletlerin aşırı kullanımı ve hareketsizlik gibi nedenlerden dolayı artış gösteren bel fıtığı sorunları, birçok yaş grubunda görülebilmektedir. Kişiler yaşantılarında yapabilecekleri bazı değişiklikler ile ağrılarını azaltabilmekte ve bel fıtığı tedavisi sürecine katkı sağlayabilmektedir.

Bel Fıtığı Oluşum Nedenleri Nelerdir ?

Bel fıtığı, kişilerin çalışma hayatının sonlanmasına ve iş gücü kayıplarının yaşanmasına neden olan hastalıkların yüzde yirmi beşini kapsamaktadır. Bel fıtığı hastalığı ile mücadele eden kişilerin iş gücü kayıpları neredeyse altı aya kadar uzayabilmektedir.

Lomber disk hernisi yani bel fıtığı, genellikle orta yaş grubuna dahil olan kişilerde rastlanan bir durum olsa da, her yaş grubunda görülme ihtimali bulunmaktadır. Kadın ya da erkek gibi cinsiyet ayrımında bulunmadan her insanda görülebilen bel fıtıklarının büyük bir kısmı kendi kendine iyileşme gösterebilmektedir. Özellikle uzun süre otomobil kullanan, ağır yük altında çalışan, masa başında çalışan ve sürekli aynı pozisyonda çalışan kişilerde bel fıtığı hastalığının görülme oranı diğer meslek gruplarına göre daha yüksektir.

Bel fıtığı nedenleri arasında yer alan faktörlerden biri hamileliktir. Hamilelik döneminde anne adaylarının aşırı kilo alması belde yer alan omurgalara binen baskıyı arttırmakta ve bu durum ise kişilerin bel fıtığına yakalanma riskini arttırmaktadır. En temel nedeni disklerdeki zayıflama, yırtılma ya da kayma gibi nedenler olan bel fıtığı hastalığının, bu konuma gelmesine neden olan sebepleri şu şekilde sıralamak mümkündür.

-Hareketsizlik :

Karın, bel, boyun ve sırt kasları kişilerin vücudunun neredeyse bütün yükünü taşıyan omurgaların, en önemli yardımcılarıdır. Yanlış hareketler ile geçen ve egzersizlerden uzak sürdürülen yaşantılar, kişilerin kaslarının zayıflamasına ve vücudun tüm yükünün omurgaya doğru kaymasına neden olmaktadır. Omurgaya bindirilen bu yükler ise disklerde fıtık oluşumlarının meydana gelmesine neden olmaktadır.

-Obezite :

Omurganın yükünü hafifletmesini ve esneklik kazanmasını sağlayan diskler, fazla kilo alımı nedeni ile deforme olmakta ve bu durum bel fıtığı oluşumuna neden olmaktadır. Kişiler fazla kilolarından kurtularak sağlıklı bir yaşam sürebilmekte ve bel fıtığı oluşum riskinden korunabilmektedir.

-Ağır Yük Kaldırma :

Bel fıtığı nedenleri arasında belki de en çok dikkat edilmesi gereken, fakat pekte önem verilmeyen konulardan biri ağır kaldırmaktır. Ağır yük altında çalışmak zorunda olan ya da ağır şartlar altında fiziksel aktivite gerektiren işlerde çalışan kişilerin bel bölgesine yapılan baskı, fıtık oluşumuna neden olmaktadır. Bu gibi şartlarda çalışmak zorunda kalan kişiler, mutlaka hareketlerine dikkat etmeli ve ağır fiziksel aktivite gerektiren bu işleri bellerini koruyarak yapmalıdır.

-Genetik Faktörler ve Sigara Kullanımı :

Aile geçmişinde bel fıtığı rahatsızlığı olan kişilerde, bu hastalığın görülme oranı diğerlerine göre daha yüksektir. Ayrıca sigara kullanımında disklerin deforme olmasına neden olacağı için bel fıtığı oluşumundan korunmak adına sigarada kullanımından uzak durulmalıdır.

Bel Fıtığı Hastalığının Belirtileri Nelerdir ?

Bel fıtığı belirtileri genel olarak, kişilerin kalça kısmından, bacaklara ve ayaklara doğru yayılan ağrılar şeklinde kendini göstermektedir. Fakat, hastalık belirtileri kişiden kişiye göre değişiklik göstereceği için aşağıdaki belirtilerde, bel fıtığına bağlı olarak görülebilmektedir.

Kas güçsüzlüğü ve hareket ederken zorluk yaşama

Ayaklarda ya da bacaklarda uyuşukluk ve karıncalanma hissi

Çabuk yorulma ve bel ağrısıİdrar tutamama ve iktidarsızlık sorunu

Otururken, yürürken zorluk çekme ve denge kayıpları

Bacaklara vuran ağrılar

Bel Fıtığı Hastalığı Tedavi Yaklaşımları

Bel fıtığı tanısı koyulan kişiler, çeşitli yöntemler ile tedavi edilebilmektedir. Cerrahi olmayan bel fıtığı tedavisi uygulanan kişilere ağrı kontrolü sağlamak amacı ile ağrı kesici, fizik tedavi, istirahat, epidural steroid enjeksiyonları ve egzersiz uygulamaları önerilmektedir. Cerrahi yöntemler kullanılmadan uygulanan tedavilerin asıl amacı, fıtık oluşan diskin sebep olduğu sinir tahrişini azaltmak ve hastaların genel durumunu normal seyrine kavuşturarak, omurganın genel işlevsellik durumunu arttırmaktır.

Uzun süreli geçmeyen ve şiddetli ağrılarda bel fıtığı tedavisi için ağrı kesici ilaçlar ve kas gevşeticiler kullanılmaktadır. Reçeteli ya da reçetesiz şekilde satılan bu ilaçlar kesinlikle doktor kontrolünde kullanılmalı ve tavsiye edildiği kadar alınmalıdır. Ağrı kesici ilaçlar dışında bel fıtığı tedavisi için kortizonlu ilaçlar da önerilmektedir. Bu tip ilaçlar özellikle şiddetli bacak ve bel ağrısı bulunan kişilere doktor kontrolünde verilmektedir.

Bel fıtığı ameliyatı, bu hastalığın tedavisi için kullanılan başka bir yöntemdir ve cerrahi ya da cerrahi olmayan yöntemler ile cevap alınamayan hastalara uygulanmaktadır. Bel fıtığı ameliyatı sırasında, fıtıklaşmış disk dışarı çıkartılır ve hastaların mevcut ağrı, kas kaybı, güç kaybı, tahriş ve karıncalanma gibi şikayetlerinden kurtulması hedeflenir. Bel fıtığı ameliyatları sırasında, hastaların genel durumu ve şikayetlerine de bakılarak sıklıkla kısmi diskektomi ya da diskektomi yöntemi uygulanmaktadır.

Categorías
Health & Fitness::Medicine

Menengiomların Tanı Tetkik ve Tedavisi

Menengiomların Tanı Tetkik ve Tedavisi

En son güncellendiği tarih: 5 gün önce

Menenjiomlar

Meningiomlar en yaygın benign intrakranyal tümördür . Beyin ve omuriliği kaplayan ince, örümcek ağı benzeri zar içindeki hücreler olan araknoid hücrelerinden kaynaklanırlar. Araknoid, beyin ve omuriliği çevreleyen meninksler olarak bilinen üç koruyucu tabakadan biridir. Meninksler ayrıca dura mater ve pia mater içerir . Meningiomların çoğunluğu iyi huylu olmasına rağmen bu tümörler, keşfedilmemiş bırakılırsa çok büyük olana kadar yavaş yavaş büyüyebilir ve yaşamı tehdit edebilir. Çoğu hasta tek bir meningioma geliştirir; bununla birlikte, bazı hastalar beynin veya omuriliğin diğer bölümlerinde eş zamanlı olarak büyüyen birkaç tümör geliştirebilir .

Kavernöz Sinüs Meningiomu

Cerebellopontine Angle Meningioma

Serebral Konveksite Menenjiomu

Foramen Magnum Meningioma

İntraorbital Meningiom : Göz yuvalarının içinde veya çevresinde bulunur .

İntraventriküler Meningiom : Beyin omurilik sıvısının beyinde taşındığı odalarda bulunur .

Olfaktör Oluk Meningiomu

Parasagittal / Falx Meningioma : İki beyin hemisferini ayıran dural katlamanın bitişiğinde bulunur

Petrous Ridge Meningioma

Posterior Fossa Meningioma : Beynin arka tarafında meydana gelir.

Sfenoid Meningioma : Gözlerin arkasında sfenoid kemiğinin yanında bulunur.

Spinal Meningiom

Suprasellar Meningiom : Hipofiz bezinin bulunduğu kafatasının yakınında bulunur.

Tentorium Meningioma : Tentorium serebelli olarak bilinen bir alan olan beynin beyin sapına bağlandığı yere yakın.

Çeşitleri ve Sınıflandırılması

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) beyin tümörlerinin sınıflandırılması tümör türlerini derecelendirme en yaygın kullanılan bir araçtır. WHO sınıflandırma şeması, mikroskopta görüldüğü gibi hücre tiplerine göre 15 meningiom varyasyonunu tanır. Bu varyasyonlara meningiom alt tipleri denir ; Bu hücre varyasyonları için teknik terim histolojik alt tiplerdir.

If you have any concerns relating to where and exactly how to utilize beyin ve sinir cerrahisi hastaneleri, you can contact us at the web-site. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Meningiom Sınıflamaları

WHO Grade I — BenignWHO Grade II — AtypicalWHO Grade III — MalignantMeningiothelialChordoidPapillaryFibrous (fibroblastic)Clear CellRhabdoidTransitional (mixed)AtypicalAnaplasticPsammomatousAngiomatousMicrocysticSecretoryLymphoplasmacyte-richMetaplastic

Atipik meningiomlar (menenjiyom vakalarının yüzde yedi ila sekizini oluşturur) doku ve hücre anormalliklerinde artış gösterir. Bu tümörler, iyi huylu menenjiyomlardan daha hızlı büyür ve beyni istila edebilir. Atipik meningiomların benign menenjiyomlardan daha yüksek tekrarlama olasılığı vardır.

Malign meningiomlar, hücresel anormallikleri artırdığını gösterir ve benign ve atipik meningiomalardan daha hızlı büyür. Malign meningiomların beyinde istila etme, vücuttaki diğer organlara yayılma ve diğer iki tipten daha sık tekrarlama olasılığı en fazladır.

Risk faktörleri

Daha önce belirtildiği gibi, menenjiyomlar en sık 30-70 yaş arası kişilerde görülür. Çocukların menenjiyom gelişmesi yetişkinler kadar muhtemel değildir.

Kadınlar, menenjiyom gelişimi için erkeklerin iki katından daha fazladır. Malign meningioma tanıları erkeklerde üç kat daha fazladır. Spinal meningiomlar kadınlarda erkeklerden 10 kat daha sık görülür.

İyonlaştırıcı radyasyona , özellikle de yüksek dozlara maruz kalma , kafa içi tümörlerin, özellikle menenjiyomların görülme sıklığı ile ilişkilidir. Ayrıca, menenjiyomlarla düşük doz radyasyon arasında bir bağlantı olduğunu gösteren kanıtlar vardır.

Genetik bozukluğun Neurofibromatosis tip 2 (NF2) ‘ nin insanları menenjiyom gelişme riski altında bıraktığına inanılmaktadır. NF2’li hastaların malign veya multipl menenjiyom gelişimi olasılığı daha yüksektir.

Beyin Bilim Vakfı , meningiomlar ve hormonlar arasında bir korelasyon fikrini öner sürmüşlerdir.. Bu bulgular aşağıdakileri içerir:

Kadınlarda meningiom oluşumunda artış

Bazı menenjiyomlarda östrojen, progesteron ve androjen gibi hormonların tespiti

Meme kanseri ile meningioma arasındaki bağlantı

Meningiom büyümesi, adet döngüsü ve gebelik arasındaki ilişki

Araştırmacılar menenjiyom riski ile oral kontraseptif kullanımı ve hormon replasman tedavisi prosedürleri arasındaki olası bağlantıyı keşfetmeye başlıyor.

Belirtiler

Meningiomlar genellikle yavaş büyüyen tümörler olduğu için, oldukça büyük olana kadar sıklıkla belirgin semptomlara neden olmazlar. Bazı meningiomlar hastanın ömrü boyunca asemptomatik kalabilir veya bir hastanın ilgisiz semptomlar için beyin taraması yaptığında beklenmedik şekilde tespit edilebilir. Belirti ve semptomların ortaya çıkması tümörün boyutuna ve konumuna bağlıdır. Menenjiyom belirtileri aşağıdakilerden herhangi birini içerebilir:

Baş ağrısı

Nöbetler

Kişilik veya davranışta değişiklik

Progresif fokal nörolojik defisit

karışıklık

uyuşukluk

İşitme kaybı veya kulaklarda çınlama

Kas Güçsüzlüğü

Mide bulantısı ya da kusma

Görme bozuklukları

Semptomlar menenjiyomun yeri ile daha spesifik olarak ilişkili olabilir. Örnekler şunları içerir:

Falx ve Parasagittal : Akıl yürütme ve hafıza gibi beyin işlevlerinde bozulma, Orta bölümde bulunursa, muhtemelen bacak zayıflığı / uyuşukluğu veya nöbetlere neden olur.

Dış bükeylik : Nöbet, baş ağrısı ve nörolojik bozukluklara neden olabilir.

Sfenoid: Görme problemleri, yüzdeki his kaybı veya yüz uyuşması ve nöbetler

Olfaktör Oluk : Beyin ve burun arasında akan sinirlerin sıkışmasından dolayı koku kaybı. Tümör yeterince büyürse, optik sinirin sıkışması nedeniyle görme sorunları ortaya çıkabilir .

Suprasellar : Optik sinirlerin / kiazmanın sıkıştırılmasından kaynaklanan görme problemleri .

Posterior Fossa : Kranial sinirlerin sıkışması, kararsız yürüyüş ve koordinasyon problemleri veya işitme kaybı.

İntraventriküler : Beyin omurilik sıvısının akışını engelleyerek ( tıkayıcı hidrosefali ) potansiyel olarak baş ağrılarına, baş dönmesine ve zihinsel işlevde değişikliklere neden olabilir.

İntraorbital : Gözlerde basınç oluşması, şişkin bir görünüme ve olası görme kaybına neden olur.

Spinal : Omuriliğe giren sinirlerin sıkışmasından kaynaklanan uzuvlarda sırt ağrısı veya ağrı.

Teşhis

Menenjiyomların çeşitli nedenlerden dolayı teşhis edilmesi zor olabilir. Menenjiyomların çoğunluğu yavaş büyüyen tümörler olduğundan ve öncelikle yetişkinleri etkilediğinden, semptomlar o kadar ince olabilir ki doktor ve / veya doktor onları normal yaşlanma belirtilerine bağlayabilir.Bir hasta yavaş yavaş artan zihinsel işlev bozukluğu belirtileri, yeni nöbetler veya sürekli baş ağrıları ortaya çıkarsa veya kafatasının içinde basınç olduğuna dair bir kanıt varsa (örneğin, kusma, gözün arkasındaki optik sinir başının şişmesi), ilk adım; ayrıntılı nörolojik değerlendirme, ardından gerekirse radyolojik çalışmalar.

Gelişmiş görüntüleme teknikleri meningiomların teşhisine yardımcı olabilir. Teşhis araçları arasında bilgisayarlı tomografi (CT veya CAT taraması) ve manyetik rezonans görüntüleme (MRI) bulunur . İntraoperatif MRG ayrıca cerrahi sırasında doku biyopsilerini ve tümörün çıkarılmasını yönlendirmek için kullanılır. Tümörün kimyasal profilini incelemek ve MRG’de görülen lezyonların doğasını belirlemek için manyetik rezonans spektroskopisi (MRS) kullanılır.

Bazen menenjiyomun kesin bir tanısını koymanın tek yolu biyopsidir . Beyin cerrahı biyopsi yapar ve patolog, tümörün iyi huylu mu yoksa kötü huylu mu olduğunu belirleyen son tanıyı yapar ve buna göre derecelendirir.

Tedavi seçenekleri

Cerrahi

Meningiomlar öncelikle, genellikle tanımlanmış sınırları olan ve çoğu zaman bir kür için en iyi şansı veren tam cerrahi çıkarmayı sağlayan iyi huylu tümörlerdir. Beyin cerrahı , menenjiomaya tam erişim sağlamak için kafatasını kraniyotomi ile açar . Ameliyatın amacı, beyin ve kemik kaplamalarına bağlayan lifler de dahil olmak üzere meningiomayı tamamen çıkarmaktır. Bununla birlikte, tam olarak çıkarılması, özellikle tümörün beyin dokusunu veya çevresindeki damarları istila ettiğinde, önemli olabilecek potansiyel riskleri taşıyabilir.

Ameliyatın amacı tümörü çıkarmak olsa da, birinci öncelik hastanın nörolojik fonksiyonlarını korumak veya iyileştirmektir. Tümörün total olarak çıkarılması önemli morbidite riski taşıyan hastalarla (yaşam kalitesinin düşmesine neden olabilecek herhangi bir yan etki), tümörün bir kısmını yerinde bırakmak ve düzenli görüntüleme çalışmaları ile gelecekteki büyümeyi gözlemlemek daha iyi olabilir. Bu gibi durumlarda, hasta düzenli muayeneler ve MRG’lerle belli bir süre boyunca gözlenirken, diğer hastalar için radyasyon tedavisinin en iyi yaklaşım olduğu düşünülebilir.

Gözlem, aşağıdaki kriterleri karşılayan hastalarda uygun hareket tarzı olabilir:

Yaşam kalitelerini çok fazla olumsuz etkilemeden uzun bir tümör geçmişi olan hafif veya minimal semptomları olan hastalar

Çok yavaş ilerleyen semptomları olan yaşlı hastalar

Alternatif tedavi seçenekleri önerildikten sonra ameliyat olmamayı tercih eden hastalar

Radyasyon tedavisi

Radyasyon tedavisi, kanser hücrelerini ve anormal beyin hücrelerini öldürmek ve tümörleri küçültmek için yüksek enerjili X ışınları kullanır . Tümör ameliyatla etkili bir şekilde tedavi edilemiyorsa, radyasyon tedavisi bir seçenek olabilir.

Standart Dış Kiriş Radyoterapisi , dozu çevresindeki normal yapılarla sınırlandırırken, tümörün uygun bir kapsama alanı oluşturmak için çeşitli radyasyon ışınları kullanır. Modern uygulama yöntemlerinde uzun süreli radyasyon hasarı riski çok düşüktür. 3 boyutlu konformal radyoterapinin (3DCRT) yanı sıra daha yeni uygulama teknikleriarasında yoğunluk modülasyonlu radyoterapi (IMRT) bulunur .

Proton Işın Tedavisi , bir tür radyoaktivite olan protonların spesifik olarak tümöre yönlendirildiği spesifik bir radyasyon tipi kullanır. Bunun avantajı, tümörü çevreleyen daha az dokunun hasar görmesidir.

Stereotaktik Radyocerrahi ( Gama Bıçağı , Novalis ve Cyberknife gibi ), radyasyonu hedef doku üzerinde birçok farklı ışınla odaklayan bir tekniktir. Bu tedavi tümöre bitişik dokulara daha az zarar verme eğilimindedir. Şu anda, bir dağıtım sisteminin klinik sonuç açısından diğerlerinden daha üstün olduğunu gösteren hiçbir veri yoktur. Her birinin avantajı ve dejavantajı var.

Kemoterapi

Kemoterapi, cerrahi ve / veya radyasyon tedavisi ile yeterince tedavi edilemeyen atipik veya malign alt tipler dışında, meningiom tedavisinde nadiren kullanılır.

WhatsApp’ta sohbet edin

Bu yazı aans .org dan yararlanarak hazırlanmıştır.

Bu yazı bir bilgi formudur. Bu web site bu bilgi formlarında belirtilen herhangi bir tedaviyi, prosedürü, ürünü veya doktoru desteklememektedir. Bu bilgiler Tıbbi Tavsiye Niteliği TAŞIMAZ. Beyin cerrahisi tavsiyesi veya yardımı isteyen herkes, beyin ve sinir cerrahisi uzmanına danışmalıdır.